(İSTANBUL) – TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “İnsanlığın en müşterek ortak kurumlarından birisi olan Birleşmiş Milletler ne işe yarar? Birleşmiş Milletler, şahit olduğumuz bu yakın dönemde dünyanın neresinde, hangi çatışmayı sonlandırabilmiş, hangi savaşı sona erdirebilmiştir? Birleşmiş Milletler, maalesef gücü elinde bulunduranların istediği şekilde yönlendirdiği bir uluslararası kurum haline gelmiştir” dedi.
Parlamentolar Arası Birlik’in (PAB) “Gelecek Nesiller için Umudu Yeşertmek, Barışı Sağlamak ve Adaleti Temin Etmek” temalı 152’nci Genel Kurulu, TBMM Başkanı Kurtulmuş’un ev sahipliğinde İstanbul’da başladı. Genel Kurul’un açılış töreninde İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Türkiye’nin tarihi ve kültürel mirasını anlatan video gösterimi yapıldı.
PAB Başkanı Tulia Ackson, PAB Genel Sekreteri Martin Chungong ve Birleşmiş Milletler (BM) Türkiye Mukim Koordinatörü Babatunde Ahonsi’nin konuşmasının ardından BM Genel Sekreteri Antonio Guteress’in video mesajı Genel Kurul’da paylaşıldı.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, açılış törenindeki konuşmasına, parlamento başkanları, başkanvekilleri ve parlamenterleri bu önemli organizasyon dolayısıyla medeniyetlerin, geçmişle geleceğin birleştiği, dünyanın en güzel şehri İstanbul’da ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu belirterek başladı.
PAP Genel Kurulu’nun 1934, 1951 ve 1996 yıllarının ardından bugün dördüncü kez Türkiye’de gerçekleştirildiğini hatırlatan Kurtulmuş, önemli bir zamanda böylesine önemli bir toplantıya ev sahipliği yapmaktan memnuniyet duyduklarını söyleyerek, organizasyonun hazırlanmasında emeği geçen TBMM personeline, PAB Genel Sekreterliğine ve emeği geçen herkese teşekkür etti. PAB’ın yakın tarihinde en yüksek katılımla gerçekleşen bir toplantının organize edildiğini belirten Kurtulmuş, yaklaşık 155 ülkenin İstanbul’daki Genel Kurul’da temsil edildiğini söyledi.
“Bu sefer yaşadığımız sadece gelip geçici bir türbülans, sadece birkaç yerde olan krizden ibaret değildir”
Kurtulmuş, 80 meclis başkanı, 800’e yakın milletvekili ve 2420 kayıtla birlikte fevkalade önemli, büyük bir uluslararası toplantıya ev sahipliği yaptıklarını belirterek, “Bu toplantının ana temasını oluşturan ‘umutları yeşertmek, barışı sağlamlaştırmak ve adaleti sağlamak’ ana başlıklarında yapacağımız tartışmaların faydalı, verimli ve insanlığın geleceği için de yol gösterici olmasını temenni ediyorum” diye konuştu.
Dünyanın içinden geçtiği zor döneme dikkati çeken Kurtulmuş, şunları kaydetti:
“Bu sefer yaşadığımız sadece gelip geçici bir türbülans, sadece birkaç yerde olan krizden ibaret değildir. Hem etkileri hem de derinliği itibarıyla dünyayı etkisini alan fevkalade zor bir zamandan geçiyoruz.
“Barışın sağlanması için güçlü temennilerin ötesinde güçlü tekliflerin de gündeme geldiği bir toplantıya şahitlik edelim”
Sanıyorum insanlığın en ilginç zamanlarından birisinde yaşıyoruz. Özellikle uluslararası siyaset bakımından öğrendiğimiz ve bildiğimiz hemen hiçbir konunun geçerli olmadığı, tamamıyla orman kanunlarının geçerli olmaya başladığı bir döneme doğru girmiş bulunuyoruz. Şunu çok açık söyleyebilirim. Eski dönem geride kaldı. Önümüzde yeni bir dönemin açılmakta olduğunu görüyoruz. Yeni dönemin nasıl olacağına da hep birlikte insanlık olarak karar vereceğiz. Yeni dönem hakkaniyet, adalet, insaf ve vicdani değerler üzerinde mi kurulacak, yoksa gücü elinde bulunduranların hangi güce sahiplerse o gücü, güçsüzlere karşı kullandığı bir şekilde mi kurulacak? Kararı verecek olan insanoğludur. Barışın sağlanması için güçlü temennilerin ötesinde güçlü tekliflerin de gündeme geldiği bir toplantıya şahitlik edelim.”
“İnsanlığın tamamının hayrına olacak görüşlerimizi ciddi bir şekilde ortaklaştırmak durumundayız”
Dünyada çatışmaların, gerilimlerin, ülkelerin egemenlik haklarına karşı açık saldırıların, insan topluluklarına karşı soykırım boyutlarına varan insani suçların kolayca işlenmesinin son derece sıradan hale geldiği bir dönemi yaşandığını ifade eden Kurtulmuş, ayrıca bu dönemde göçlerin, iklim krizlerinin, özellikle yüksek teknoloji ve yapay zekanın yeryüzündeki bütün telakkilerin kökten değiştiğine şahitlik edildiğini vurguladı. Bu dönemde eski dönemde var olan alışkanlıklara bakarak sorunları çözmenin mümkün görünmediğini belirten Kurtulmuş, şöyle konuştu:
“Hep beraber insanlığın tamamının hayrına olacak görüşleri paylaşmak ve bu görüşlerimizi ciddi bir şekilde ortaklaştırmak durumundayız. İşte tam da bu perspektiften baktığımızda parlamenter demokrasi, insanlığın çözümü için en önemli araçlardan birisidir. Burada hemen hemen dünyanın bütün coğrafi bölgelerinden gelen, çok farklı parlamentolarda görev yapan değerli milletvekili dostlarımız var. Burada fikirlerimizi yakınlaştıracağız, tartışmamızı açık yüreklilikle yapacağız, birbirimizi ikna etmek için elimizdeki bütün gücü kullanacağız ve insanlık için, daha iyi bir geleceği inşa etmek için hep beraber gayret sarf edeceğiz.”
“Acaba kim, hangi kurumu kullanarak İsrail’in bu soykırımına bir ‘Dur’ diyebilecektir”
Bugün dünyada insanlığın ihtiyacı olan her kurumun var olduğu bir dönemde olunduğunu ama bu kurumların hemen hiçbirisinin bir fonksiyon icra etmediğini vurgulayan Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İnsanlığın en müşterek ortak kurumlarından birisi olan Birleşmiş Milletler ne işe yarar? Birleşmiş Milletler, şahit olduğumuz bu yakın dönemde dünyanın neresinde, hangi çatışmayı sonlandırabilmiş, hangi savaşı sona erdirebilmiştir? Birleşmiş Milletler maalesef gücü elinde bulunduranların istediği şekilde yönlendirdiği bir uluslararası kurum haline gelmiştir. Ne yazık ki dünyadaki bu çifte standartlar hep beraber şahit olduğumuz insanlık dramlarıyla hepimizin gözüne sokulmaya devam etmektedir. 7 Ekim’in hemen arkasından başlayarak Gazze Şeridi’nde sürdürülen, bugün de devam eden, soykırım boyutlarına varmış olan İsrail’in saldırganlığı acaba nasıl, hangi uluslararası kurum eliyle durdurulabilir? Bütün dünyada buna karşı insanların reaksiyon göstermesine rağmen bu 3 yıl içerisinde 75 binden fazla insan öldürülmüş. Bunların da yüzde 70’ini kadınlar ve çocuklar teşkil etmiştir. Acaba kim, hangi kurumu kullanarak İsrail’in bu soykırımına bir ‘Dur’ diyebilecektir.
Aynı şekilde Amerika ve İsrail güçlerinin İran’a saldırısıyla başlayan ve ardından da İran’ın bölgedeki ülkelere yayarak genişlettiği bu savaşı acaba kim, nasıl durduracaktır? Bunun için hangi uluslararası kuruluşun gücü ne şekilde tecelli edecek ve istediğimiz sonucu elde edebilecektir? Şunu söylemek istiyorum. Dünyada kurumlar vardır ama bu kurumlar artık bir fonksiyon icra etmiyor, bu kurumlar çökmüştür.”
“İsrail’in BM üyeliği mutlaka askıya alınmalı ve apartheid rejimi önlenmeli”
BM’nin kuruluş felsefesini oluşturan kuralların sadece kağıt üzerinde olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, kurumların çökmesiyle birlikte kuralların da uluslararası ilişkilerin tüm terminolojisinin de neredeyse yerle bir olduğunu vurguladı. “Küresel sistem tam bir çürüme hali içerisindedir. Bu sistemin, bu çürümüşlüğünden kurtulması için olağanüstü çabalara, olağanüstü gayretlere ihtiyacımız olduğu aşikardır” diyen Kurtulmuş, şu ifadelere yer verdi:
“Uluslararası sistemin dünyadaki bazı olumsuz gelişmeleri nasıl önleyebildiğine iki örnek vermek istiyorum. Bunlardan birisi, 1974 yılında Güney Afrika’nın, apartheid rejimi dolayısıyla Birleşmiş Milletler üyeliği baskıya alınmıştı. Bugün de aynı apartheid uygulamalarını Filistinlilere karşı İsrail uyguluyor. Sadece insanlara karşı bir soykırım gerçekleştirmiyor, İsrail parlamentosunun kararıyla Batı Şeria’daki Filistinlilere de ölüm cezası getiriliyor. Askeri mahkemelerin vereceği ölüm kararları acaba nasıl geçerli olacaktır? Bir ülkede Filistinlilere karşı başka hukuk, İsraillilere karşı başka bir hukuk uygulamak apartheid değil de nedir? Dün Güney Afrika’nın, apartheid rejimi uygulamaları dolayısıyla BM üyeliği askıya nasıl alındıysa bugün de İsrail’in Birleşmiş Milletler üyeliği mutlaka askıya alınmalı ve apartheid rejimi önlenmelidir. Yani istenirse eli kanlı bir rejim durdurulabilirmiş. Güney Afrika’yı onun için örnek verdim. İkincisi, hatırlayacaksınız 2000 yılında Avusturya’da seçimleri aşırı sağcı Haider kazanmıştı. Haider’in kazanmasıyla birlikte Avrupa Birliği ayağa kalktı, ‘Böyle bir faşist Avrupa’da başbakan olamaz’ diye Avrupa’yı ayağa kaldırdılar, reaksiyon gösterdiler. Haider sonunda dayanamadı, parti başkanlığından istifa etti ve partisi de hükümetin ortağı olamadı. Demek ki istenirse bir faşist partinin iktidara gelmesi de Avrupalı ve Batılı güçler tarafından engellenebilirmiş. Bu iki örneği yaşadığımız dönemin sorunlarına çözüm bulabilmek için söyledim.”
“Hem umutları yeşertecek hem barışı kuvvetlendirecek hem de adaleti tesis etmek için mücadele ve gayret edeceğiz”
Bazı ülkelerin egemenlikleri çok kuvvetli görülürken birtakım ülkelerin egemenliklerinden hiç söz dahi edilmediğini belirten TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, şunları kaydetti:
“Sadece son üç yılda Orta Doğu’da egemenlik haklarına saldırıda bulunulan bölge ülkelerini saymaya kalkarsak herhalde çok sayıda ülkeyi dile getireceğiz. Lübnan’ın, Filistin’in, Suriye’nin, Yemen’in, Katar’ın, Bahreyn’in, Birleşik Arap Emirlikleri’nin, bölge ülkelerinin birçoğunun egemenlik haklarına saldırılması kabul edilemeyecek bir durumdur.
Her ülke, egemenlikle eşit hakka sahiptir. Bunu sağlamak insanlık ailesinin ortak vazifesidir. Eğer uluslararası bir camiadan bahsediyorsak en temel ödevimizin de bu olduğu kanaatindeyim. Onun için hem umutları yeşertecek hem barışı kuvvetlendirecek hem de adaleti tesis etmek için mücadele ve gayret edeceğiz. Bu uluslararası toplantının böylesine önemli fikirlere ev sahipliği yapmasına ve bu güzel fikirlerin tartışılarak dünyada yeni bir sistemin kurulabilmesine öncülük etmesini temenni ediyorum. Tabi ki bir araya geleceğiz, konuşacağız, fikirlerimizi, görüşlerimizi paylaşacağız, birbirimizi ikna etmeye çalışacağız ama esas meselemizin yeni, adil, hakkaniyetli bir küresel sistem kurmak olduğunu da asla unutmayacağız. Bir taraftan kurumlarımızın kurumsal kapasitesini artırmaya gayret edeceğiz, daha etkin çalışmalarını temin edeceğiz ama yeni ve hakkaniyetli bir dünya sisteminin kurulabilmesi için mücadele edeceğiz. İnsanlığın geleceği, yeni bir sistemi inşa etme kararlılığındadır. Yeni, adil, küresel bir siyasal mimariyi ve mutlaka dünyada ekonomik olarak da adaleti sağlayacak adil bir ekonomi mimarisini ortaya koymak hepimizin vazifesidir. Bu iş sadece hükümetlerin sorumluluğu değil, halklar adına görev yapan ve halklarının temsilcisi olan parlamentolarındır, yani bizlerindir, yani bu salonda bulunanlarındır.”




