Haber: Seyfi ÇELİKKAYA
(YOZGAT)- YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Yozgat’ta “Güncel Siyasal ve Sosyal Gelişmeler” konulu söyleşide yaptığı konuşmada, “Batı ilçelerinde, Erdoğan’ın en güçlü olduğu yerlerde bile vatandaş, ’20 yıl biz bunlara oy verdik’ diyor. ‘Bir daha elimiz kırılsın’ diyor. Bize de diyor ki: ‘Doğru durun, samimi durun. Bunların karşısında durun, beraber olun, size oy vereceğim’ diyor” ifadesini kullandı.
Yozgat’ta bu yıl 27’incisi düzenlenen “Bahadın Kültür Şenliği” etkinlikleri kapsamında Yusuf Ziya Bahadınlı Kültür Evi’nde, “Güncel Siyasal ve Sosyal Gelişmeler” konulu söyleşi düzenlendi. SOL Parti MYK Üyesi İsmail Hakkı Tombul’un yönettiği söyleşiye, YENİ Parti Gurup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Sol Parti MYK üyesi Bülent Forta, EMEP MYK Üyesi Eylem Sarıoğlu konuşmacı olarak katıldı.
YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, eskinin toparlanıp gitmek üzere olduğu, yeninin henüz gelmediği, ortalıkta da canavarların dolaştığı bir çağda olduklarını belirterek, “Böyle bir çağda biz yeniyi ve güzeli arıyoruz. İşte bunun için bir mücadelenin içindeyiz ve bu mücadele giderek zorlu bir evrene doğru geliyor. Yani artık Amerika’da gidip bir ülkenin devlet başkanını yatağından alan, bunu bir askeri operasyonla yapabilen, o devlet başkanının yönetim biçiminden azade olacak şekilde söylüyorum. Bunu yapabilen, yerine bir başka kuklayı bırakan ve o kukla yöneticinin güya devlet başkanının atacağı tweetlerin bile Washington’dan belirlendiği bir dönemdeyiz” diye konuştu.
“FİLİSTİN’DE 70 BİN ÇOLUK ÇOCUK GENÇ İHTİYAR İNSANIN BOMBALANARAK ÖLDÜRÜLDÜĞÜ BİR VAHŞİ ÇAĞI YAŞADIK”
“Çiçek çocuklarının ilk yaptıkları işlerden bir tanesi Filistin’e gitmek ve orada çarpışmaktı” diyen Günaydın, şunları söyledi:
“Şimdi kendini Filistin savunucusu olarak gösterip 1 Ocak günü Galata Köprüsü’nde nümayiş yapmaktan başka hiçbir etkinliğe sahip olmayan ve Filistin’de 70 bin çoluk çocuk genç ihtiyar insanın bombalanarak öldürüldüğü bir vahşi çağı yaşadık. Ve utanmadan diyorlar ki, Gazze aslında turistik bir bölge yapılmaya son derece elverişlidir. Bu plan işliyor. Bu planın tarafları da var ve bunun Türkiye ayakları da var. Yanı başımızda İran bombalanıyor ve bu İran bombalanırken birileri bize diyorlar ki, ‘Ama orada molla rejimi var.’ Molla rejimiyle hiçbir zaman birlikte davranmadık, davranmamız da mümkün değil. Ancak sen eğer 10 bin kilometre öteden gelip NATO ile birlikte aslında NATO’yu kullanarak ve kendin de yanında durarak bir devleti ve bir ülkeyi ve bir halkı bombalayabiliyorsan evet bu artık bir aşırılıklar çağını aşan bir zorbalık çağı olmaktadır. Bütün bu tabloda Irak yeniden yapılandı, Suriye yeniden yapılandı, İran yeniden yapılandı ve Türkiye’ye de düşen işler var.”
“2010 ANAYASA REFERANDUMUYLA BERABER TÜRKİYE’DE YARGIYI TÜMÜYLE AKP YARGISI HALİNE DÖNÜŞTÜRDÜLER”
Yargının artık siyasallaştığını kaydeden Gökhan Günaydın, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bu memleketi 25 yıldır, aşağı yukarı çeyrek yüzyıldır AKP yönetiyor. Çeşitli evrelerle yönetti burayı. Geldikleri zaman biliyorsunuz öyle adımlar attılar ki birileri yetmez ama evet diyerek onların yanında bile durabildi. Avrupa Birliği standartlarına uyacağız dediler. 12 Eylülcüleri yargılayacağız dediler. Böylece hani toplumda kabul görebilecek makyajların da yaratıcısı ve bir tuval üzerine atıcısı olabildiler. Ama aslında özleri hep aynıydı. 2010 Anayasa referandumuyla beraber Türkiye’de yargıyı tümüyle AKP yargısı haline dönüştürdüler ve artık o tarihten bu yana zaten sancılı olan yargı meselesi bağımsızlığını tümüyle kaybederek siyasetin bir aparatı haline geldi. Sonra 15 Temmuz darbesi oldu. Bize darbe yaptılar diye dövünüp duruyorlar. Darbenin sahibini bir gün Amerika olarak tanımlıyorlar. Ertesi gün bir Arap ülkesinin finansör olduğunu söylüyorlar. FETÖ’cüler darbe yaptılar diyorlar. Biz de diyoruz ki biz bunun ayrıntısını bilmeyiz ama bildiğimiz bir şey var. Ortaklarınız belki size darbe yaptı. Belki de ortaklarınızın, koalisyon ortaklarınızın size darbe yapacağını öğrenince siz o darbeden yararlandınız. Bu bize Allah’ın bir lütfudur dediniz ve Türkiye’yi bir neredeyse sürekli OHAL dönemine yıllarca soktunuz. 2017 Anayasa değişikliği darbenin hemen arkasından gelen dünyada örneği olmayan bir tek adam rejimi yarattı.
Bu memlekette muhalif oldukları, muhalif olduklarını gördükleri kim varsa onlarla özel uğraştılar, onlara özel zulmettiler. Aleviler her zaman hedefteydi. Komünistler, sosyalistler her zaman hedefteydi. Kadınlar, gençler her zaman hedefteydi. Onlara göre aykırı olan ne varsa bir torbanın içerisinde yok edilmesi gereken varlıklar olarak görüldüler. Kimi zaman şehrin ortasında insanları ateşe verecek kadar dünyanın daha evvel görmediği barbarlıkları ve vahşetleri yaşattılar. Kimi taraftan da bunu siyaset kisvesi altında götürdüler. Bugün geldiğimiz nokta şudur arkadaşlar. Artık bu memleketin buralardan yürütülmesi mümkün değildir.”
“ORTALAMA EMEKLİ AYLIĞI 23-24 BİN LİRA”
Dünyada 220’den fazla ülkenin var olduğunu, Türkiye’nin ürettiği gayrisafi yurt içi hasılası itibarıyla ilk 20’de bulunduğunu vurgulayan Günaydın, “Dünyanın ilk 20 büyük ekonomisinden birisi olacaksınız. Ama 30 milyon insan açlık sınırının altında yaşayacak. Bugün asgari ücretle yaşayan herkes adeta yaşama tutunmaya çalışıyor ve aslında açlık ile cebelleşiyor. 17 milyondan fazla emekli var. Ortalama emekli aylığı 23-24 bin lira. En düşüğü 23 bin 552 lira yaptılar daha yeni ve insanlar açlıkla cebelleşiyor. 12 milyon yurttaş geniş tanımlı işsizlik çerçevesinde aslında iş de bulamıyor. Evine ekmek de götüremiyor. Bütün bu yapı bir kleptokrasi ile beraber yürüyor. Bir tarafta da diğer taraftan da dünyada dolar milyoner sayısının oransal olarak en hızlı arttığı ülke Türkiye. Böylesine büyük çelişkilerle beraberiz” şeklinde konuştu.
“BUNLARIN KARŞISINDA DURUN, BERABER OLUN, SİZE OY VERECEĞİM”
Vatandaşların artık mevcut iktidarla yürümek istemediğinin altını çizen Gökhan Günaydın, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Vatandaş ‘Artık seninle yürümek istemiyorum’ diyor. ‘Ve sandığı getir ilk seçimde seni götüreceğim’ diyor. Arkadaşlar artık asla saklamadıkları bir adalet operasyonu ile biraz evvel söylediğim gibi karşısında ne varsa onların üzerinden geçmeye çalışıyorlar. Eskiden DEM bunun hedefindeydi. Onları tutuklarlardı. Şimdi CHP ile başladılar. YENİ parti ile devam ediyorlar. Sadece belediye başkanları tutuklanmıyor. Aynı zamanda partimizin kurumsal kimliğine saldırıyorlar. 24 Mayıs günü bu memlekette Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel merkezine polis biber gazıyla ve plastik mermiyle girdi. Bu yalnızca Türkiye adına değil, dünya demokrasi adına çok büyük bir ayıptır. Çünkü dediler ki, yüzde 34’le, 35’le kendini geliştiren bir Cumhuriyet Halk Partisi mutlaka Cumhurbaşkanlığı seçiminde önemli bir alternatif olacak ve bu rejimin yeniden üretilmesine engel olacak. O hâlde onları yıkmalıyız. Önce bizi dağıtmaya çalıştılar. Sonra da muhalefetin bütününü parçalamaya çalıştılar. Ama şunu ifade etmek isterim ki ben Rize’den ve Artvin’den geliyorum. Batı ilçelerinde Erdoğan’ın en güçlü olduğu yerlerde bile vatandaş ’20 yıl biz bunlara oy verdik’ diyor. ‘Bir daha elimiz kırılsın’ diyor. Bize de diyor ki: ‘Doğru durun, samimi durun. Bunların karşısında durun, beraber olun, size oy vereceğim’ diyor. Demek ki vatandaşın aradığı, Erdoğan’ı gönderecek bir birliğin peşinde. Yoksa ben YENİ Parti grup başkanvekili olarak söylüyorum. Burada bir parti militanlığı yapacak değilim. Mesele bir parti meselesinden çok öte Türkiye’deki demokrasi güçlerinin beraber olma meselesi. Vatandaş da bunu sana açık açık söylüyor.”




