(İSTANBUL) — Meme cerrahisinde karar süreci, hacim tercihinin ötesinde anatomi, beklentiler ve sağlık geçmişini kapsıyor. Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Büşra Gedik Toprak, sürece ilişkin, “Meme cerrahisinde karar, tek bir ölçü veya standart teknik üzerinden verilmiyor. Hastanın göğüs kafesi yapısı, mevcut meme dokusu, cilt özellikleri, beklentileri ve cerrahinin yapılma nedeni, planlama sürecinde birlikte değerlendiriliyor” dedi.
Dünya genelinde 2024’te 3,9 milyondan fazla meme cerrahisi işlemi gerçekleştirildi. Uluslararası Estetik Plastik Cerrahi Derneği’nin (ISAPS) araştırmasına göre, bunların yaklaşık 1,66 milyonunu meme büyütme, 772 binini meme dikleştirme ve 653 binini meme küçültme ameliyatları oluşturdu. Toplam meme cerrahisi işlem sayısı ise son 5 yılda yüzde 24,4 arttı.
Meme cerrahisinde planlamayı belirleyen unsurları anlatan Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Büşra Gedik Toprak, “Meme cerrahisinde karar, tek bir ölçü veya standart teknik üzerinden verilmiyor. Hastanın göğüs kafesi yapısı, mevcut meme dokusu, cilt özellikleri, beklentileri ve cerrahinin yapılma nedeni, planlama sürecinde birlikte değerlendiriliyor. Kanser sonrası rekonstrüksiyonda ise onkolojik tedavinin kapsamı ve zamanlaması da bu sürecin parçası haline geliyor” diye konuştu.
Meme büyütme ameliyatı, yapısal olarak küçük meme hacmi bulunan veya gebelik, emzirme ve kilo değişimleri sonrasında hacim kaybı yaşayan kişilerde değerlendirilebiliyor. Cerrahi planlama sırasında implantın hacmiyle beraber göğüs kafesindeki konumu, genişliği, şekli ve hastanın vücut oranları da dikkate alınıyor. Meme dokusunda belirgin sarkma bulunduğunda ise hacim kazandırmaya yönelik işlem, meme dikleştirmeyle birlikte planlanabiliyor.
“AYNI İMPLANT HACMİ HER HASTADA AYNI SONUCU VERMİYOR”
Avrupa Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Kurulu’ndan sertifika almaya hak kazanan Op. Dr. Büşra Gedik Toprak, “Meme büyütme planlamasında, kişinin vücut yapısıyla uyumlu ve dengeli bir meme formu oluşturmayı hedefliyoruz. Aynı hacimdeki bir implant, farklı göğüs kafesi ve doku özelliklerine sahip iki kişide aynı görünümü oluşturmaz. Sarkmanın eşlik ettiği durumlarda ise dikleştirme işlemini de planın içinde değerlendiriyoruz” dedi.
Çalışmalarını İstanbul’da sürdüren Op. Dr. Büşra Gedik Toprak, cerrahi planlamada hastanın nasıl bir sonuç beklediğinin ayrıntılı biçimde konuşulmasının önem taşıdığını belirterek, uygulanacak yöntemin anatomik özelliklerle birlikte belirlenmesi gerektiğini ifade ediyor.
KÜÇÜLTME İŞLEMİNDE FONKSİYONEL ŞİKAYETLER DE DEĞERLENDİRMEYE GİRİYOR
ISAPS verilerine göre, dünyada 2024’te 652 bin 676 meme küçültme ameliyatı gerçekleştirildi. Bu sayı, 2020’de kaydedilen 426 bin 363 işleme kıyasla yüzde 53,1 daha yüksek.
Küçültme operasyonunun planlanmasında çıkarılacak doku miktarının yanı sıra meme başının konumu, mevcut meme yapısı ve vücut oranlarının da değerlendirildiğini söyleyen Op. Dr. Büşra Gedik Toprak, “Meme küçültme ameliyatında memenin boyutuyla beraber hastanın yaşadığı fiziksel şikâyetleri ve vücut oranlarını da değerlendiriyoruz. Boyun, sırt veya omuz bölgesindeki yakınmalar günlük yaşamı etkileyebiliyor. Cerrahi planı oluştururken hastanın anatomik özellikleri ve ihtiyaçları birlikte ele alınıyor” diye konuştu.
DÜNYADA 2,43 MİLYON YENİ MEME KANSERİ VAKASI
Meme cerrahisinin bir diğer alanını, kanser sonrası rekonstrüksiyon oluşturuyor. Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı’na (IARC) göre, 2024’te dünya genelinde yaklaşık 2,43 milyon yeni meme kanseri vakası görüldü. Meme kanseri, kadınlarda en sık teşhis edilen kanser türü olmayı sürdürdü.
Mastektomi uygulanan hastaların bir bölümünde meme rekonstrüksiyonu, kanser ameliyatıyla aynı seansta veya tedavinin ilerleyen dönemlerinde gerçekleştirilebiliyor. Rekonstrüksiyonda implantlardan, hastanın kendi vücudundan alınan dokulardan veya iki yöntemin birlikte kullanıldığı yaklaşımlardan yararlanılabiliyor. Radyoterapi gereksinimi, hastanın genel sağlık durumu, önceki ameliyatları ve kullanılabilecek kendi dokusunun özellikleri, yöntemin ve zamanlamanın belirlenmesinde rol oynayan faktörler arasında bulunuyor.
Op. Dr. Büşra Gedik Toprak, “Meme rekonstrüksiyonunda her hastanın süreci farklıdır. Kanser cerrahisinin kapsamını, alınan ve planlanan diğer tedavileri, hastanın genel sağlık durumunu ve kendi dokularının özelliklerini değerlendiriyoruz. Rekonstrüksiyonun aynı ameliyatta mı yoksa daha sonraki bir dönemde mi yapılacağı ve hangi yöntemin kullanılacağı bu değerlendirmeler sonucunda belirleniyor” ifadelerini kullandı.
OP. DT. BÜŞRA GEDİK TOPRAK HAKKINDA
Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Büşra Gedik Toprak, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Uzmanlığını Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi alanında tamamlayan Gedik Toprak, Miami’de Dr. Oscar Ramirez’in kliniğinde, Almanya’da Essen Üniversitesi Hastanesi ve Münih Teknik Üniversitesi Hastanesi’nde deneyim kazandı. European Board of Plastic, Reconstructive and Aesthetic Surgery (EBOPRAS) sınavlarını tamamlayarak “Avrupa Board Sertifikası” almaya hak kazanan uzman doktor, çalışmalarını İstanbul Fenerbahçe’deki kliniğinde sürdürüyor.




