(KOCAELİ) – Bolu Grand Kartal Otel yangınında eşi ve kızını kaybeden Hilmi Altın, Dilovası yangın faciasında hayatını kaybedenlerin düzenlediği “Adalet Nöbeti”ne katıldı. Altın, ailelerin acısını paylaştığını belirterek, “Çok benzer bir adalet süreci yaşıyoruz. Biz hiçbir şey istemiyoruz. Bize ekmek, su değil, adalet lazım” dedi.
Bolu Grand Kartal Otel yangınında yakınlarını kaybeden ailelerin, “Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkililerinin yargı önünde hesap vermesi” talebiyle Bolu’dan Ankara’ya başlattıkları “78 Can İçin Adalet Yürüyüşü” sürüyor.
Otel faciasında eşi Kübra ve 9 yaşındaki kızı Alya’yı kaybeden Hilmi Altın, Dilovası Ravive Kozmetik Fabrikası yangınında hayatını kaybedenlerin yakınlarının, “kamu görevlilerinin yargılanması” talebiyle sürdürdükleri “Adalet Nöbeti”nin 5. haftasına katıldı.
“HİÇBİRİMİZ VAZGEÇMEYECEĞİZ”
Burada konuşan Hilmi Altın, şu ifadeleri kullandı:
“Ben Kartalkaya yangınını yaşayarak orada eşimi ve kızımı yitirdim. Yangının ne denli zor bir şey olduğunu da orada bilfiil yaşamış oldum. Ve bu ailelerle aynı acıyı paylaşıyorum. Çok benzer bir adalet süreci yaşıyoruz. Biz hiçbir şey istemiyoruz. Bize ekmek, su değil, adalet lazım. Bu adalet süreçleri uzadıkça da umudumuz tükenmiyor. Daha güçlenerek ilerlemeye çalışıyoruz. Bu aileler de biz de hiçbirimiz vazgeçmeyeceğiz. En çok zorlandığımız yer, kamunun soruşturulması ve yargılamaya dâhil edilmesi. Bunları sağlayana kadar da hep beraber devam edeceğiz. Eğer Gayrettepe olmasaydı Kartalkaya olmazdı. Kartalkaya olmasaydı biz şu an burada bu ailelerle beraber olmazdık.
Yargılamalar doğru bir şekilde sonuçlansaydı, bu yangınların hiçbiri yaşanmayacaktı. Buradaki ailelerin de bizim de zaten elimizden alınacak şeyler çoktan alındı. Benim hayatımda hem eşim hem çocuğum gitti. Çekirdek ailem kalmadı. Ben neye sarılabilirim? Ben bundan sonra, başka aileler yaşamasın diye mücadeleye sarılabilirim. Bütün çabamı, gayretimi buraya aktarabilirim. Bunun için de hep beraber bu yolları yürüyeceğiz. Son sorumlu yargılanana kadar da yolumuzdan dönmeyeceğiz.”




