1. Haberler
  2. Ankara
  3. Deniz Göktaş: “Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an cesur hissederek yayınladım”

Deniz Göktaş: “Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an cesur hissederek yayınladım”

Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda tutuklu bulunan komedyen Deniz Göktaş, "Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye bu kadar bela alırken, 'politik mizah' yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri kaygıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı" açıklamasını yaptı. 

Deniz Göktaş: “Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an cesur hissederek yayınladım”
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

(ANKARA) – Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan komedyen Deniz Göktaş, “Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye bu kadar bela alırken, ‘politik mizah’ yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri kaygıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı” açıklamasını yaptı. 

Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan komedyen Deniz Göktaş, sosyal medya hesabından paylaşım yaptı. Paylaşımında, cezaevinden selam gönderen Göktaş, cezaevindeki günlük yaşantısını mizahi dille aktardı.

Dünya Kupası’nın da eklenmesiyle 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan çocukluğuna döndüğünü belirten Göktaş, televizyondaki reklamlardan dert yanarak kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündüğünü kaydetti. Göktaş paylaşımında, “Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. ‘Kuşkaş ne topçuydu be’ ” ifadelerine yer verdi. 

TRT 2’nin çok iyi olduğunu ve ilaçlarına henüz ulaşamamışken Abbas Kiarostami’nin “Kirazın Tadı” filminin antidepresan gibi imdadına yetiştiğini kaydeden Göktaş, yemeklerin ODTÜ yemekhanesiyle aynı olduğunu, dışarıdayken günde 1,5 öğün yerken cezaevinde vakit geçsin diye 3 öğün yediğini ve diş fırçalama işini de yine vakit geçsin diye günde ikiye çıkardığını belirtti. Göktaş’ın paylaşımı şöyle:

“Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, ‘ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için’ demiş olmalı ki, restoranda tam yemek yiyecekken ‘arkadaşlar bir saniye bozmayın’ deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi, önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.

“BU MEMURLAR SIRF SİZ İSTİYORSUNUZ DİYE KÖTÜ POLİS ROLÜ YAPIYOR”

Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı, müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.

Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey ‘ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık’ tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım, siz bari şaka açıklattırmayın.

“HOBİ SEVİYESİNDE YİRMİ SEYİRCİYE STAND-UP YAPSAM MUTLU OLACAKKEN BİNLERCE İNSANLA BERABER GÜLDÜM”

Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile ‘Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın’ seviyesinde klişe, ‘yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?’ diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.

Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içe dönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikayet eden bir insan olarak, hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.

“TEMEL SEVİYEDE TÜRKÇE BİLEN, GÖSTERİYİ SAHİPLENEN HERKESE SELAMLAR”

Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, ‘politik mizah’ yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı. Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. ‘Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi’ diye beklerken, ‘Halk beni anladı ve başıma işler geldi’ oldu. WIN-WIN. Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.”

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Deniz Göktaş: “Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an cesur hissederek yayınladım”
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir