(TBMM) – DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında hazırlanan kanun teklifine ilişkin, “Bu daha ilk aşama. Daha bundan sonraki aşamalar var. Bunlar bittikten sonra dönüp hak ve özgürlüklerle ilgili konulara girmek gerekecek. Dolayısıyla daha önümüzde uzun bir yol var. Bu uzun yolun belki bir kilometre taşı diyebiliriz bu yasa teklifi için” dedi.
TBMM Genel Kurulu’nda, “Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında hazırlanan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin görüşmeleri devam ediyor.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, TBMM’de basın mensuplarına kanun teklifine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye’nin 40 yılı aşkın süredir şiddet ve terör sorunuyla karşı karşıya olduğunu belirten Babacan, şunları söyledi:
“Türkiye’nin genel sorunlarına baktığımızda, her ne kadar vatandaşlarımızın günlük hayatta en çok canını yakan sorunlarının başında ekonomi geliyorsa da, hukuk yine ciddi problem alanlarından biri olarak değerlendiriliyorsa da, ‘Memleketimizin, ülkemizin en önemli sorunu nedir?’ diye baktığımızda aslında son 40 yıldan fazladır gerçekten çok büyük can kaybına sebep olan, çok önemli fırsatların, imkanların kaybına sebep olan ciddi bir şiddet ve terör sorunu var Türkiye’de. Ama aynı zamanda Türkiye’de başta Kürt vatandaşlarımız olmak üzere pek çok insanımızın da temel hak ve özgürlüklerle ilgili sorunları var.
Dolayısıyla biz partimizi kurduk kuralı hep şunu söyledik: ‘Hem terör sorununun, şiddet sorununun çözümü hem de temel hak ve özgürlüklerle ilgili sorunların çözümü bir numaralı önceliğimizdir.’ Gerçekten 6 yıldır çok büyük gayret gösterdik, emek harcadık, çok güzel çalışmalar yaptık. Ve şunu da söyledim: ‘Bu iki konu birbirine al-ver konusu yapılmadan, pazarlık konusu yapılmadan iki ayrı hatta yürümelidir.’ Altı yıldır bunu söylüyoruz.”
“YÜZDE 5 BİLE ÇÖZÜM İHTİMALİ OLSA DESTEKLEYECEĞİZ DEMİŞTİM”
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sürece ilişkin açıklamalarını anımsatan Babacan, şöyle devam etti:
“Ne zaman ki Sayın Bahçeli çıktı, özellikle terör sorununun, şiddet sorununun çözülmesiyle alakalı, çatışma çözümü literatüründen de, tecrübelerinden de istifade ederek bir çerçeve ortaya koydu, herhalde ilk destek veren siyasi partilerden birisi biz olduk. Hatırlarsınız ben şunu demiştim: ‘Bu işler zordur ama yüzde 5 bile çözüm ihtimali olsa biz bu yüzde 5’i bile destekleyeceğiz.’
Aradan neredeyse iki yıl geçti ve safha safha ilerleyen bir süreçteyiz. Bu süreç aslında birinci hat, yani terör sorununun, şiddet sorununun çözümü hattı. Henüz temel hak ve özgürlüklerle ilgili ikinci hatla ilgili yapılmış bir şey yok. Zaten biz de bu ikisinin birbirine karıştırılmaması gerektiğini hep söylüyoruz ilk baştan bu yana.
O gün bugündür çok çalışmalar yapıldı, yoğun trafik yürütüldü. Tabii bölgede, Suriye’de durum değişti, İran’da bir savaş yaşandı, tekrar duruldu, yeniden başladı, bitti derken içinde bulunduğumuz coğrafyada da pek çok bilinmeyen vardı. Ama hem içinde bulunduğumuz coğrafyada, özellikle Suriye başta olmak üzere konuların netleşmesiyle beraber süreç hızlandı.”
Komisyondaki çalışmalara DEVA Partili milletvekillerinin katkı sunduğunu kaydeden Babacan, “Bir komisyon kuruldu. Bu komisyonda bizim arkadaşlarımızdan Mehmet Emin Ekmen Bey, Bülent Kaya Bey, Mustafa Binici Bey vardı. Komisyon çalışmalarına çok yapıcı ve kaliteli katkılarda bulunduk. Ve şimdi sıra geldi bunların uygulamasına. Komisyon çalışmaları bir çerçeve ortaya koydu, bir bakış ortaya koydu; sıra bunun şimdi uygulamasında” diye konuştu.
“MEVCUT TEKLİFLE İLGİLİ GENEL DESTEĞİMİZ DEVAM ETMEKTE”
Teklifi gördükten sonra hızlı bir şekilde incelediklerini belirten Babacan, şunları söyledi:
“Biz bu yasa teklifini ilk gördüğümüzde ki biliyorsunuz çok geç görebildi herkes, hızlı bir şekilde baktık, inceledik. Daha önce gruplara bilgilendirmeler yapılmıştı ama teklif ortaya çıkar çıkmaz baktık, inceledik ve genel anlamıyla, genel hatlarıyla bu teklifin bizim açımızdan desteklenebilecek bir teklif olduğunu hemen çarşamba günü açıkladık.
Ancak dedik ki komisyon aşamasında belki düzeltilecek hususlar vardır. Çünkü başta cezada adalet ve infazda eşitlik isteyen kesim olmak üzere Türkiye’de pek çok mağdur kesim var. Suçsuz yere hapiste tutuklu, hükümlü olan insanlar var. Sadece görüşünü ifade ettiği için temel haklarından mahrum olan insanlar var. Dolayısıyla bu yasa her ne kadar sınırlı bir çerçevede gündeme gelmiş olsa da Türkiye’nin sorunları bundan çok daha geniş ve çok daha büyük.
Biz bunu ciddi bir eleştiri konusu olarak getirdik. Ancak bu eksiklerin, bu sıkıntıların ileriki aşamalarda farklı düzenlemelerle bir şekilde ele alınacağını, bu mağduriyetlerin de giderileceğini varsayarak mevcut teklifle ilgili genel desteğimiz devam etmekte.”
“UYGULAMADA ÇOK CİDDİ YOL KAZALARI OLABİLİR”
Teklifin uygulanma sürecine ilişkin uyarıda bulunan Babacan, şöyle konuştu:
“Tabii Genel Kurul’u takip ediyorsunuz, Adalet Komisyonu’nu takip ettiniz. Farklı görüşler var, haklı eleştiriler var. Ama burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus, bu yasa teklifi bugün yasalaşırsa ki öyle görünüyor şu an itibarıyla, uygulama safhası. Uygulama safhasıyla alakalı çok çok dikkat etmek gerekiyor. Uygulamada olabilecek çok ciddi yol kazaları var.
Çünkü bu yasa teklifi nihayetinde pek çok konuyu idareye, yani yürütmeye verdiği yetkiyle götürüyor. Yani yürütmenin ciddi bir yetki ve inisiyatif alanı var. Umarız ki oralarda ciddi bir hata yapılmaz. Umarız ki bunun uygulamasında da bir yol kazası olmaz.”
“YASA TEKLİFİ MİLLETVEKİLLERİNDEN GİZLENEREK GÖRÜŞÜLMEZ”
Teklifin TBMM’ye getiriliş usulünü de eleştiren Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Usul açısından belki son olarak şunu da söyleyeyim. Bu yasa teklifinin Meclis’te gündeme getiriliş usulü, yani imzaların henüz yasa teklifi ortaya konmadan alınmaya çalışılması… Ki biz bile teklifi görmeden önce imza konusunda taleplerle karşı karşıya kaldık. Dedik ki, önce bir görmemiz lazım. Bir teklif görmemiz lazım, incelememiz lazım. Ondan sonra kararlarımızı vermemiz lazım.
Bu usul biraz insanları kuşkulandırdı. Yani niçin teklif gösterilmiyor, niçin son dakikaya kadar gizli tutuluyor? Teklif ortaya çıktığında hemen ertesi gün Adalet Komisyonu apar topar toplanıyor. Şöyle bir gün, iki gün daha nefes alan, rahat bir süreç işletilseydi insanların belki kuşkusu daha az olacaktı. İstişare için daha çok vakit olacaktı. Adalet Komisyonu’na gelmeden önce teklifin eksikleri, yanlışları daha sıhhatli bir şekilde görüşülebilecekti.
Bu acele ve gizlilik gayreti insanları şüphelendirdi. Doğru olmadığını daha önce çarşamba günü akşamı yaptığım açıklamada izah etmiştim. Yine aynı noktadayız. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden, milletvekillerinden gizlenerek bir yasa teklifi burada görüşülmez. Böyle bir usul yok. Devlet ve güvenlikle ilgili gizli konular olabilir ama yasalaşacak bir teklifle alakalı gizlilik diye bir şey söz konusu olmaz.”
“DAHA ÖNÜMÜZDE UZUN BİR YOL VAR”
Babacan, teklifin sürecin yalnızca bir aşaması olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
“Ama her şeye rağmen dediğim gibi bu bir aşamadır. Daha bunun ileriki aşamaları vardır. Yani bu hatta, ‘Terörsüz Türkiye’ diye adlandırılıyor hükümet tarafından, bizim çatışma çözümü dediğimiz hatta bu daha ilk aşama. Daha bundan sonraki aşamalar var. Bunlar bittikten sonra dönüp hak ve özgürlüklerle ilgili konulara girmek gerekecek.
Dolayısıyla daha önümüzde uzun bir yol var. Bu uzun yolun belki bir kilometre taşı diyebiliriz bu yasa teklifi için. Umarım ki hayırlı olur. Umarım ki bu 40 yıllık sorunumuzun, Türkiye’nin en önemli, bir numaralı sorununu çözmek için bir vesile olur.”
“BÜYÜK RİSK, KOMİSYONUN TAMAMEN CUMHURBAŞKANI’NIN ATADIĞI KİŞİLERDEN OLUŞMASI”
Babacan, bir basın mensubunun, “Siz Kabine’de olduğunuz için MGK’da üyelik de yaptınız. Bu teklifle MGK’ya verilen yetkinin yargı yetkisi olduğu tartışılıyor. Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?” sorusuna şu yanıtı verdi:
“MGK’nın görevi daha çok durum tespiti. Yani devletin güvenlik birimlerinden gelen bilgiler ışığında bir durum tespit görevi var. Asıl görevinin tartışmalı olduğu konu, Cumhurbaşkanı Yardımcılığı başkanlığında kurulacak olan o heyet, 7-8 kişilik heyet. Yani o heyetin yaptığı işler aslında yargının işi olmalıydı gibi bir değerlendirme var. Buna tabii ki katılmak mümkün.
İdeal şartlarda yasama, yürütme, yargının ayrı olduğu ve yargının bağımsız ama aynı zamanda tarafsız, hızlı ve adil çalıştığı şartlarda doğru. Ancak uygulama açısından baktığımızda, Türkiye’nin gerçeklerine baktığımızda da baştan da söyledim, uygulamayı görmemiz lazım.
Buradaki büyük tehlike özellikle o sekiz kişilik kurulacak komisyonla alakalı. Bu komisyon tamamen Cumhurbaşkanı’nın atadığı kişilerden oluşuyor. Dolayısıyla fert fert örgüt üyeleriyle alakalı verilecek kararlar aynı zamanda bir siyasi partinin genel başkanı olan Cumhurbaşkanı’nın siyasi tercihlerine göre de şekillenebilir. Buradaki büyük risk o.”
Sürecin şeffaf ve adil kriterlerle yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Babacan, şöyle devam etti:
“Dolayısıyla uygulamada gerçekten adil, şeffaf, kriterleri ortaya konmuş bir sürecin işletilmesi şart. Aksi halde aynı zamanda bir partinin genel başkanı olan Cumhurbaşkanı kendi siyasi partisinin çıkarlarına gelecek şekilde kişi bazında müdahale ederse, kişilerle ilgili çıkacak kararlar buna göre oluşursa çok çok yanlış bir şey ortaya çıkar ve bu hukuk devletine yakışmaz.
Tabii hukuk devleti diyoruz ama Türkiye’de o kadar anormal şeyler oluyor ki… O kadar anormalliğin ortasında da bir süreç yürüyor. Dolayısıyla biraz daha bu perspektiften bakmak gerekiyor meseleye.”
ERGİN: DOĞRU İŞLERSE BİR SORUN OLUŞTURMAZ
Babacan’ın ardından konuşan DEVA Partisi Ankara Milletvekili Sadullah Ergin ise teklif kapsamında idari makamlara verilen yetkilere ilişkin şunları söyledi:
“İşleyişi görmek lazım. Mesela kamu görevlilerinin yargılama iznini veren kurumlar da idari kurumlardır. Belediye başkanıyla ilgili İçişleri Bakanlığı’nın ilgili birimleri veriyor. Bu tamamen işleyişi görmeden bir değerlendirme yapmak uygun olmayabilir.
Ya da bir mahkeme yargılama yaparken yargıladığı kişinin terör örgütü mensubu olup olmadığını ya da oluşturdukları cemiyetin bir terör örgütü olup olmadığını yine idare birimlerine soruyor. Emniyete soruyor, güvenlik birimlerine soruyor, istihbarat birimlerine soruyor. Onlar da hep idari birimler. Dolayısıyla yasama, yürütme, yargı erkleri arasında bir iş bölümü var. Doğru işlerse bir sorun oluşturmaz.”




