(ANKARA) – DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, şarkıcı Haluk Levent’in tutuklandığı Ahbap soruşturmasına ilişkin, “Eğer bu kadar büyük rakamlar varsa bu kadar büyük hadiseler varsa siz bugüne kadar niye bunları incelemediniz? Depremde deniyor, aradan üç buçuk yıl geçmiş, bu sürede neden bir şey yapmadınız?” dedi.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, televizyon kanalı TİVİ6’da yayımlanan “Anketler Konuşuyor” programına katıldı.
Babacan, şarkıcı Haluk Levent ve AHBAP operasyonuna ilişkin, yargı süreci tamamlanmadan kimseyle ilgili peşin hüküm oluşturulmaması gerektiğini belirterek, şunları söyledi:
“Eğer bu kadar büyük rakamlar varsa bu kadar büyük hadiseler varsa siz bugüne kadar niye bunları incelemediniz? Depremde deniyor, aradan üç buçuk yıl geçmiş, bu sürede neden bir şey yapmadınız? Eğer on milyon, yüz milyon gibi rakamlar var ise orada Sayıştay’dan devletin denetim birimlerinden çok insan var. Hesap kitaptan anlayan devlette çok insan var. Uzman denetçiler bakarlar. Şöyle bir on beş dakika karıştırsın anlar zaten bir halt var mı yok mu diye. Buradaki sorun şu, yıllardır devam ediyor, ediyor, ediyor. Ondan sonra büyük operasyon… Peki, zamanında niye yapmadınız? Böyle kamuoyunda tanınan, bilinen, rakamları büyük olan kuruluşların çok erken aşamada denetlenmesi lazım. Bunu ‘Yapamadık, bilemedik, erişemedik…’ diyerek, vallahi külahıma anlatsınlar.
Ben, bu ülkenin ekonomisini tam onbir yıl boyunca yönettim. Devlet, bilir. Yeter ki o niyet olsun. Ama devlet içerisindeki kötü niyetli insanlarla arka planda bir iş birliği var ise o zaman iş başka yere gider. Göz yumma, bile bile önünü açık tutup birilerine menfaat salğlama ya da biraz daha büyüsün de ondan sonra bizim asıl siyasi hedeflerimiz var. O siyasi hedeflerle ilgili kişiler de ağa takılsın. Mesele biraz mali operasyon gibi görünür. Ama mali operasyon sonucunda da asıl siyasi hedeflediğimiz kişilirle ilgili de işlem yapılsın. Bunlar, iyi şeyler değil. Hukuk devleti böyle yönetilmez. Ama çözüm de bir o kadar kolay. İşin başındakinin sapa sağlam olması lazım. Yani ‘Çalmayacağım, çaldırmayacağım arkadaş’ demesi lazım. ‘Çalanın canına okuyacağım’ demesi lazım. Bu böyle çözülür başka türlü olmaz.”
“PARTİLERLE GÖRÜŞMELER SÜRÜYOR, İTTİFAK SAFHA SAFHA GENİŞLEYECEK”
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeni Yol Grubu ve ittifak çalışmalarına ilişkin soru üzerine, yeni bir alternatif inşa etmek için başka partiler ve müstakil siyasilerle görüşmelerin sürdüğünü kaydetti. Babacan, çalışmalar hakkında şu bilgiyi verdi:
“Yeni bir alternatif inşasıyla ilgili de çok şükür gayet olumlu, adım adım ilerleyen bir sürecin de şu anda tam içindeyiz. Bu yeni alternatif inşasında önceliğimiz, beraberce hareket edebileceğimiz, aynı ittifak içerisinde olacağımız siyasi partiler. Yani bu da safha safha genişleyecek, öyle görünüyor çok şükür. Yani bu aşamada olmasa bile daha sonraki aşamalarda, aynı ittifak yapısı içerisinde olabileceğimizi düşündüğümüz siyasi partilerin sayısı az değil. Bizim derdimiz şu: Gerçekten, bu ülkeyi seven, temiz yönetim iddiasında samimi olan, çok önemli bizim için yani temiz yönetim iddiası. Hani siyasette ahlakı baz alan bir yönetim anlayışı. Bunlar bizim çok çok, çok çok önemli. Çünkü bunlar olmayınca olmadığını gördük. Yani temiz yönetim olmayınca ülkenin nasıl başının derde girdiğini gördük. Tabii temiz yönetim iddiası sadece merkezi yönetimde olmaz. Yani belediyelerde de o temiz yönetim iddiası çok kıymetlidir. Ve bunların bir testten geçmesi gerekirYani eğer biz bakarız muhataplarımıza, eğer gerçekten temiz yönetim iddiası varsa samimi bir şekilde, ‘Arkadaş, bu yolsuzlukların kökten kaldıracağız bu ülkeden’ diyorlarsa, bunda da samimilerse biz herkesle otururuz, konuşuruz. Yani hiç, hiç mesele değil. Yani bu ittifak yapısı daha da genişler.”
“EMEKLİ, ASGARİ ÜCRETLİ İÇİN HORTUMLARI YENİDEN KESMEK LAZIM”
Ali Babacan, Türkiye’nin yeterli kaynağı olduğunu ve emekli, asgari ücretlinin hakkı ve alın terinin başka yerlere gittiğini öne sürdü. Hortumları kesmek gerektiğini belirten Babacan, şöyle devam etti:
“Ülkedeki kaçaklar tıkanınca, güven oluşunca, kaynaklar, ülkenin kaynakları, sağlam esaslara bağlanınca, emeklinin de yüzü güler, asgari ücretlinin Esnafın da yüzü güler, çiftçinin de yüzü güler. Yani devletin gelirleri var, var ama havuzun dibinde de bir sürü delikler var. Yani gelen haydan gelen huya gidiyor gibi bir durum var. Yani gelir tamamen o deliklerden kaçıyor. Dolayısıyla o delikleri tıkamak gerekiyor. Hatırlarsanız meşhur bir hortumlama meselesi vardı. Devletin kaynaklarını birileri hortumluyor, biz onları keseceğiz, milletin cebine bağlayacağız derdik. Şu anda aynı noktadayız. Başka bir şey değil. Yani iki nokta yedi trilyon faiz ödeniyor bu yılın bütçesinden. Niye ödeniyor bu kadar yüksek faiz? Güven olmadığı için. Yüksek risk güvensizliğin olduğu yerde faiz yüksek olur. Güveni sağlayınca faizler düşer. faize harcadığınız parayı millete harcadığınızda da ülkenin yüzü güler.”
“HERKESİN CEP TELEFONUNDA KUMAR MAKİNESİ VAR”
Ekonomik sorunların sanal kumarı tetiklediğini, insanların alın teriyle helal kazanç yerine kısa yoldan kazanca yöneldiğini ifade eden Ali Babacan, şunları söyledi:
“Herkesin cep telefonunda şu anda yüzlerce kumar makinesi var. Ve bunlar yasal web sitelerinden giriliyor. Diyorlar ki yasa dışı kumarla, yasa dışı bahisle mücadele ediyoruz diyorlar. Çünkü baktığımızda lisans verdikleri, izin verdikleri şirketler genelde iktidara yakın şirketler. Ama dışarıdan yasal olmayan bir şekilde oynattıkları zaman bazıları, o iktidara yakın şirketlerin bir bakıma cirosundan, karından almış oluyorlar ya. Mücadele de tam yasa dışı olanlarla mücadele. Yani mücadele ediyoruz denilen şu anda sadece yasa dışıyla mücadele ediyorlar.”
“DÜNYA KUPASINI İSPANYA KAZANSIN İSTİYORUM”
Babacan, yarın oynanacak Dünya Kupası finalinde İspanya’nın kazanmasını istediğini dile getirerek, “Genelde sporla ilgili konularda hani hak eden kazansın, iyi olan kazansın denir. Ama öte yandan da İspanya’nın, İspanya hükümetinin ve İspanya halkının Gazze ve arkasından da İran savaşıyla ilgili tutumu, duruşu gerçekten, çok kıymetliydi. İspanya’yla Türkiye arasında, yani toplumlar arasında da güzel bir bağ oldu. Özellikle dijital ortamda, sosyal medyada insanlar birbirine yazdığı, birbirini alıntıladığı, gerçekten halklar arasında da güzel bir dostluk bağı oluştu. İspanya bizim biliyorsunuz Avrupa Birliği konusunda en kuvvetli destekçilerimizden birisidir. Yani baştan beri hangi İspanyol hükümeti olursa olsun Türkiye’nin Avrupa Birliği’nde olması gerektiğini savunmuştur. Bu da kıymetli bir şey. Yani İspanya’dan hiçbir zaman sıkıntı yaşamamışızdır mesela. O açıdan da kıymetli. Dolayısıyla gönlüm oralarda ister istemez yani. Ama sporun genel ilkeleri olarak kim hak ettiyse, kim çok çalıştıysa kim iyiyse kazansın diyebilirsek de bu sefer gönül biraz İspanya’dan yana.”




