Haber: Zuhal ÇİLOĞLAN
(İSTANBUL) – CHP’nin cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 414 sanıklı İBB Davası’nın 22. günü, tutuklu sanıkların savunmasıyla devam ediyor. Duruşmayı, İmamoğlu’nun 90 yaşındaki amcası da izledi. Duruşma arasında amcasının, “Senin layık olduğun yer burası değil” demesi üzerine İmamoğlu, “Ellerinden öpüyorum. Ben olmam gereken yerdeyim, milletin kalbindeyim. Bu ülkede herkes her zaman layık olduğu yeri bulur” dedi.
CHP’nin cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu İBB Davası’nın duruşması 21. gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No’lu salonda, devam ediyor.
Duruşmada, tutuklu KİPTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kurt’un avukatlarından Şeref Dede’nin savunmasında, iddianamenin kapsamı, delil yapısı ve yargılama sürecine ilişkin kapsamlı eleştirilerde bulundu.
Dede, iddianamenin 3 bin 738 sayfadan oluştuğunu belirterek, “İnsan istese bu hacimde bir romanı dahi zor yazar. Sayın Başkan, ‘Eylem 13’ için ‘Biz anlayamadık, anlatın’ demiştiniz. Eğer o eylemin sanıkları susma hakkını kullansaydı, beraatten başka bir karar verilemezdi. Çünkü ortada anlaşılabilir, somutlaştırılmış bir isnat yok” diye konuştu.
Dosyada 400’ün üzerinde sanık bulunduğunu hatırlatan Dede, yargılama sürecinde 18 sanığın arasından sorgu ve savunmaları dahi alınmadan tahliye edilenlere dikkati çekti. Bu durumun çelişkili bir tablo ortaya koyduğunu ifade eden Dede, bazı sanıkların uzun süre sonra ilk kez hakim karşısına çıkarıldığını belirtti.
Yargılamanın, Ceza Muhakemesi Kanunu’na uygun yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Dede, mahkemenin yalnızca kanunla ve vicdanla bağlı olduğunu ifade etti. Geçmişteki tartışmalı davalara da değinen Dede, “Bu davanın o davalara benzememesi gerekir” dedi.
Mahkeme heyetinin önceki celsede sanık lehine değerlendirmeler içeren bazı tespitlerinin önemli olduğunu belirten Dede, toplumda oluşan baskı algısına da dikkati çekti. “İnsanlar ‘Bugün kim alınacak?’ endişesiyle yaşıyor” diyen Dede, bu durumun, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığını söyledi. Dosyada çok sayıda eylemin birleştirildiğini ve sanıklar arasında çoğu durumda bağ bulunmadığını savunan Dede, yargılamanın makul sürede tamamlanması gerektiğini ifade etti.
Ali Kurt hakkında ileri sürülen iddialara değinen Dede, KİPTAŞ projeleri üzerinden yapılan suçlamaların somut verilerle desteklenmediğini savundu. 43 proje arasında yalnızca sınırlı sayıda projede Adem Soytekin’in yer aldığını ifade eden Dede, iddiaların genelleştirildiğini iddia etti. İddianamede yer alan “düşük bedelle satış” iddialarına ilişkin de dosyada somut bir örnek bulunmadığını söyleyen Dede, herhangi bir tanık beyanı ya da belge olmadığını da kaydetti.
“Hesaplar bloke, maaş yok, eşe dosta muhtaç hale geldi”
Ali Kurt’un yaşadığı maddi sıkıntılara da değinen avukat Dede, müvekkilinin uzun yıllar kamuya hizmet etmiş bir bürokrat olduğunu belirterek, “15 yılını devlete vermiş, kamu malını korumak için görev yapmış bir bürokrat, bugün hesaplarına konulan blokeler nedeniyle ciddi bir mağduriyet yaşamaktadır. Dün de mahkeme huzurunda ifade ettiği üzere, hesapları fiilen sıfırlanmış, tüm malvarlığı üzerinde tasarruf edemez hale getirilmiştir” dedi.
Müvekkilinin maaşına ve birikimlerine erişemediğini, günlük yaşamını sürdürebilmek için dahi ciddi zorluklar yaşadığını belirten Dede, “Eşe dosta muhtaç hale geldiğini açıkça dile getirdi. Ailesinin geçimi, temel ihtiyaçların karşılanması noktasında büyük bir sıkıntı içerisindedir. Bu durum yalnızca hukuki değil, aynı zamanda insani bir meseledir” ifadelerini kullandı.
Dede, tüm dijital materyallerin incelendiğini ve herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığını da belirterek, “Ortada suç teşkil eden bir veri yokken, hem özgürlüğünden mahrum bırakılması hem de ekonomik olarak bu denli ağır bir tabloyla karşı karşıya kalması kabul edilemez” diye konuştu.
Ali Kurt’un yaklaşık 11 aydır cezaevinde bulunduğunu hatırlatan Dede, “Ailesinden, çocuklarından ayrı bir şekilde yaşamını sürdürüyor. Bu sürecin daha fazla uzatılmasının insani bir karşılığı yoktur” ifadelerini kullandı.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun savcılara, hem lehe hem aleyhe delilleri toplama yükümlülüğü verdiğini hatırlatan Dede, bu yükümlülüğün yerine getirilmediğini öne sürdü.
Savunmasının sonunda örgüt iddiasına da değinen Dede, dosyada bu iddiayı destekleyecek unsurlar bulunmadığını belirterek, “Hiyerarşi yok, süreklilik yok, organik bağ yok. Sanıklar birbirlerini dahi tanımıyor. Tek ortak nokta, aynı kurumda çalışmaları. Bu durum suç örgütü varlığını göstermez” değerlendirmesini yaptı.
İmamoğlu: “İktidar mensupları da gelip izlemeli ama gelemezler. Seçime gidemedikleri gibi benim de karşıma gelemezler”
Ardından duruşmaya ara verildi. Araya giderken avukatlarıyla konuşan Ekrem İmamoğlu’na jandarma personeli acele etmesini söyleyerek müdahale etti. İmamoğlu salondan çıkarken, “Bakın ben ters davranmıyorum ama terslik istiyorsanız ona göre davranırım” diyerek tepki gösterdi.
İmamoğlu daha sonra duruşmayı izleyen 90 yaşındaki amcasına, “Amcam hoşgeldin, nasılsın?” diye sordu. Amcası “Senin layık olduğun yer burası değil” deyince Ekrem İmamoğlu, “Senin çektiğin çilenin yanında bu nedir ki? Ellerinden öpüyorum. Ben olmam gereken yerdeyim, milletin kalbindeyim. Bu ülkede herkes her zaman layık olduğu yeri bulur” dedi.
Son olarak izleyicilere dönen İmamoğlu, “Sizin buradaki varlığınız çok değerli. Herkes gelsin izlesin, ister vatandaş ister aile yakını ister İBB çalışanı… Hatta iktidar mensupları da gelip izlemeli ama gelemezler. Seçime gidemedikleri gibi benim de karşıma gelemezler” diye konuştu.




