(İZMİR) – CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, İZBB’ye ait Meslek Fabrikası’nın mülkiyetinin vakıflara devri sonrası başlayan nöbet devam ederken Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki’nin gözaltına alınmasına dikkat çekti. Tanal, “Ömer Başkana da yapılan operasyonun aynı güne, aynı tarihlere denk gelmesi bu yolsuzlukla mücadele değil, hukuki değil, tamamen siyasi bir mücadele olduğunu, siyasi bir faaliyet olduğunu ve bu şekilde sistematik olarak Adalet Bakanı’nın değişikliğiyle birlikte operasyonların sıklaşması, anayasa ihlal suçudur. Hiç kimse bunun yanına kâr kalacağını sanmasın” dedi.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki ile 3 isim emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye sevk edilmesinin ardından İzmir Adliyesi önüne gelen CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal ve CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, açıklama yaptı.
CHP Şanlıurfa Milletvekili Tanal, belediyelere yönelik operasyonların siyasi olduğunu belirterek şunları kaydetti:
“Bu tablo, sistematik olarak Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik, siyasi amaç güden, tamamen hukuki olmayan kumpaslarla dolu bir saldırıyı ortaya koymaktadır. Hukuk; Anayasamızın 10. maddesi eşitliği emreder. Aynı zamanda Anayasamızın 90. maddesinin uygulanmasıyla Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 14. maddesi kayırmacılık yasağını getirir. Ama görebildiğimiz kadarıyla aynı zamanda Anayasamızın ikinci maddesi, ‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir hukuk devletidir’ der. Hukuk devleti olan bir ülkede seçici bir şekilde, siyasi amaçlarla, siyasi emellerine ulaşabilmek için Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidar yürüyüşünü, birinci parti olma yürüyüşünü engellemek amacıyla, tamamen siyasi içerikli ve hukuki olmayan bu iktidar yürüyüşünü durdurmak için, suni sebeplerle operasyonlar yapılıyor. Bunun somut örneği, bugün Ömer Başkan’ın karşılaşmış olduğu muamele. Ne iddiasıyla? ‘Bankamatik kartlı’ dedikleri, yani efendim çalışmamış da iddia o; sen bunu niye burada sigortalı göstermişsin? Eğer gerçekten amaçları Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik bu yükselişe karşı siyasi algı amacı değilse, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin içerisinde 6 binin üzerinde personel çalışıyor; gitsinler bir araştırma yapsınlar: kaç kişi fiilen çalışıyor, kaç kişi çalışmıyor? AKP’li belediyelerde aynı şekilde kaç kişi çalışıyor, kaç kişi çalışmıyor? Başta Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde kaç tane ‘bankamatik kartlı’ var? Bakanlıklarda kaç tane ‘bankamatik kartlı’ var? Kim kamu zararına sebebiyet vermişse mutlaka cezalandırılmalı. Ama biz suçta ve cezada eşitlik ilkesini istiyoruz. Ne demek suçta ve cezada eşitlik ilkesi? CHP’li belediyelere uygulanan hukuk neyse, AKP’li belediyelere ve bakanlıklara, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bulunanlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bulunanlara da aynı hukuku uygulayın. Veyahut da AKP’li belediyelere uygulanan hukuk neyse, aynı hukuku CHP’li belediyelere uygulayın” dedi.
“Amaç, iktidar yürüyüşünü engellemek”
Amacın yolsuzlukla mücadele olmadığını belirterek sözlerini sürdüren Tanal, “Burada amaç aslında yolsuzlukla mücadele değil; amaç, Cumhuriyet Halk Partisi’ni sistematik olarak baskı altına alarak, operasyonlar düzenleyerek kamuoyu gözünde bu kadar oy yükseliyor, Türkiye’nin birinci partisi oluyor, iktidara doğru geliyor biz iktidar yürüyüşünü nasıl engelleyebiliriz. Amaç bu. Bunun dışında başka bir şey yok. Bugün Ömer Başkan’ın bu şekilde adliyeye getirilmesini bana hangi hukuk devletiyle izah edebilirsiniz?” dedi.
“Hiç kimse bunun yanına kâr kalacağını sanmasın”
Mülkiyeti İZBB’ye ait Meslek Fabrikası’nın vakıflara devri üzerinden sözlerini sürdüren Tanal, şöyle devam etti:
“Bu binada 145 bin kişi eğitim almış, kurs almış, sertifika belgesi almış. Bunların hepsi şu anda iş güç sahibi. Aşağı yukarı 10 binin üzerinde öğrenci hâlen eğitim görüyor. Bugün 5. günü; burayı zorla, kaba kuvvetle, adeta mafya düzeninde nasıl çökülüyorsa hukuksuz bir şekilde, mafya jargonuyla bir çökme söz konusu. Bu mafya jargonu ile çökme nedeniyle İzmir’de bekledikleri halk desteğini alamadılar. Desteğini alamayınca ‘biz bu çökme işini nasıl bertaraf edebiliriz?’ diye Ömer Başkan’a bu şekilde bir muameleyle, bu şekilde bir iddiayla gündemi değiştirmeye çalışıyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar, oradaki personelin eğitim aldığı, İzmirlilerin meslek edindiği, iş güç sahibi olduğu, çoluk çocuğuna ekmek götürmek için kurs aldığı yeri kapatmalarını İzmir kabul etmiyor. Bugünkü operasyonun bu tarihe denk gelmesi tesadüf müdür? Elbette değildir. Onun için buradan tüm İzmirlilere sesleniyorum: İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımıza sahip çıkın. Kapatılmak istenen meslek edinme kurslarının bulunduğu bu binaya sahip çıkın. Burada tamamen göz dikilen, fakir fukaranın meslek edinmesiyle ilgili kurs yeridir, eğitim yeridir. Kur’an’ın ilk ayeti ‘Oku, oku, oku.’ Nedir bu? Aydınlanma, öğrenme çağrısıdır. Anayasamızın hükümleri de eğitimi esas alır. Bizi yoksulluktan, fakirlikten kurtaracak olan en önemli mekanizma eğitimdir arkadaşlar. Büyükşehir Belediyesi eğitim kursu açmış. Bu, sosyal belediyeciliğin gereğidir. Ama bunu engellemek için, vatandaşa götürülen bu hizmeti engellemek için kapatmaya çalışıyorlar. Ömer başkana da yapılan operasyonun aynı güne, aynı tarihlere denk gelmesi bu yolsuzlukla mücadele değil, tamamen hukuki değil, tamamen siyasi bir mücadele olduğunu, siyasi bir faaliyet olduğunu ve bu şekilde sistematik olarak Adalet Bakanı’nın değişikliğiyle birlikte operasyonların sıklaşması, anayasa ihlal suçudur. Hiç kimse bunun yanına kâr kalacağını sanmasın. Ülkemize seçimle bu iktidar gittiği zaman, kim anayasayı ihlal etmişse tarafsız ve bağımsız yargı önünde, hukuk devleti kuralları içerisinde kalarak burunlarından fitil fitil fitil getireceğiz. Yanlarına kar kalacaklarını zannetmesinler.”
Akdoğan: İncir çekirdeğini dolduracak bir şey yok
CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan ise “Böyle bir haksızlığa karşı son derece nitelikli, son derece direngen bir eylem sürerken, biraz önce Mahmut Vekilimizin de söylediği gibi gözler İzmir’e çevrilmişken, bu direnişin mukavemetini kırmak üzere Cumhuriyet Halk Partisi’nin Ankara İl Başkanı’nı jandarma marifetiyle İzmir’e getirmek dâhil İzmir’deki algıyı dağıtmaya çalıştılar. Çünkü İzmir’deki bu direnişin kabul edilebilir, iktidar açısından anlatılabilir bir yanı yoktu. Bu yaşadıklarımız nedir? Yepyeni bir iktidar doğuyor ve bu yaşadıklarımızın tümü, yepyeni bir iktidarın doğum sancısıdır. Hiç kimse merak etmesin, hiç kimse endişeye kapılmasın. Bugün Ömer Başkanımızla ilgili olan durum, başkanımızın kendisi tarafından da açıklanmış; doğrularına doğru, yanlışlarına yanlış denmiştir. Ancak başkanımız, diğer olaylarda olduğu gibi davet edilmiş, gelmiş, emniyette ifadesini vermiştir. Şimdi savcılıkta ifadesini verecektir. Emniyette, sizlerin, Ömer Başkan’ı sevenlerin bilgisi olsun; herhangi bir olumsuz muamele olmamıştır. Sorular sorulmuştur, tutanaklarını inceledik, bilgi sahibi olduk. Gerçekten de incir çekirdeğini dolduracak bir şey yoktur. İnşallah bu prosedür tamamlandıktan sonra başkanımızı adliyeden alacağız ve tekrar Bornova’ya, Bornovalılara, İzmir’e, İzmirlilere hizmet etmeye devam edecektir” ifadelerini kullandı.




