1. Haberler
  2. Gündem
  3. Gazeteci Ercüment Akdeniz’e “örgüt üyeliği” suçlamasından beraat

Gazeteci Ercüment Akdeniz’e “örgüt üyeliği” suçlamasından beraat

İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, HDK operasyonu kapsamında 8 ay tutuklu kalan gazeteci Ercüment Akdeniz’in “örgüt üyeliği” iddiasıyla yargılandığı davada beraat kararı verdi.

Gazeteci Ercüment Akdeniz’e “örgüt üyeliği” suçlamasından beraat
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Haber: Zuhal ÇİLOĞLAN

(İSTANBUL) İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, HDK operasyonu kapsamında 8 ay tutuklu kalan gazeteci Ercüment Akdeniz’in “örgüt üyeliği” iddiasıyla yargılandığı davada beraat kararı verdi.

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) operasyonu kapsamında 18 Şubat’ta gözaltına alınıp 22 Şubat’ta tutuklanarak 8 ay cezaevinde kalan ve ‘örgüt üyeliği’ suçlamasıyla yargılanan gazeteci Ercüment Akdeniz, dördüncü kez hakim karşısına çıktı. Bir önceki duruşmada dava, savcılığın esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması üzere ertelenmişti.

Bugünkü duruşmada ise savcılığın esas hakkında mütalaasını celse arasında sunduğu öğrenildi.

Savcılık, Akdeniz’in üzerine atılı suçlamadan cezalandırılması talep etti.

Akdeniz ise bugünkü duruşmada mütalaaya karşı beyanda bulunarak şunları söyledi:

DEVLETİN EN ÜST DÜZEY TEMSİLCİLERİ HDK İLE GÖRÜŞÜYOR, BİZ 14 YIL ÖNCESİNİN FEZLEKESİYLE YARGILANIYORUZ”

“Terörle Mücadele Daire Başkanlığı’nın bir raporuna atıf yapılıyor. Bu rapora göre HDK’nın terör örgütünün legal yapılanması olduğu iddia ediliyor. O halde şu soruyu sormak gerekiyor:

Sayın Cumhurbaşkanı, bakanlar, TBMM’de grubu bulunan siyasi partilerin genel başkanları ve Meclis’te kurulan süreç komisyonlarının üyeleri açısından, Terörle Mücadele Daire Başkanlığı tarafından ‘HDK yöneticileri ve sözcüleriyle görüşmeyin, temas kurmayın’ şeklinde herhangi bir uyarı yapılmış mıdır?

Gerçekten çok tuhaf bir yargılamayla karşı karşıyayız. Günlerdir çalışıyorum; mantıklı sorular ve mantıklı cevaplar bulmaya çalışıyorum ancak bu paradoksun içinden çıkamıyorum. Devletin en üst düzey temsilcileri HDK temsilcileriyle görüşüyor, aylarca temas yürütüyor. Buna rağmen yıllar önceki faaliyetler suçlama konusu yapılabiliyor.

Demek ki devletin en üst katında bu kişiler suç unsuru olarak görülmemiş. Bugün böyle bir tablo varsa, 14 yıl öncesine dayanan, uydurma ve kumpas niteliğindeki bir fezleke üzerinden biz nasıl yargılanabiliyoruz?

HDK’NIN BİNALARI DA AÇIK, İNTERNET SİTESİ DE AÇIK”

Bugün HDK’nın binaları açık mı? Açık. İnternet sitesi açık mı? Açık. Açıklamalar yapıyorlar mı? Yapıyorlar.

Bu dosya kapsamında soruşturma ve yargılama sürecinde, HDK’nın sözcülüğünü ve yöneticiliğini yapmış çok sayıda kişi hakkında beraat kararları verildi. Aynı şekilde birlikte yargılanan birçok kişi de beraat etti. Kesinleşmiş mahkûmiyet kararları ortada yok.

“BU YARGILAMA EMEK PARTİSİ’NİN FAALİYETLERİNİN YARGILANMASINA DÖNÜŞMÜŞ DURUMDA”

İddia makamı ise somut ve belirli bir suçlama ortaya koyamıyor. Çünkü bu yargılama, esasen Emek Partisi’nin faaliyetlerinin yargılanmasına dönüşmüş durumda. Dosyadaki tabelalara, fotoğraflara ve etkinliklere bakıldığında bunların tamamının Emek Partisi faaliyetleri olduğu görülüyor.

Emek Partisi, işçi ve emekçilerin taleplerini savunan, tam bağımsız ve demokratik Türkiye hedefini benimseyen yasal bir siyasi partidir.

EMEK PARTİSİ, HDK’DAN 2014 YILINDA AYRILDI”

Kürt sorununun demokratik çözümünü savunur. Ayrıca 2014 yılında aldığı kararla HDK’dan ayrılmıştır.

Dolayısıyla HDK’nın Emek Partisi’ne talimat verdiği yönündeki iddiaların hiçbir gerçekliği yoktur.

TAPELERDEKİ TÜM GÖRÜŞMELER EMEK PARTİSİ İÇİNDEKİ GÖRÜŞMELERDİR”

Tapelerle ilgili olarak daha önce de ifade ettim. Tapelerde yer alan tüm görüşmeler Emek Partisi içerisindeki görüşmelerdir. Bunu soruşturma aşamasında da söyledim, iddianamede de söyledim.

İDDİA MAKAMI, GÖRÜŞTÜĞÜM KİŞİLERİ MAHKEMEYE ÇAĞIRMA CESARETİ GÖSTEREMEDİ”

Eğer gerçekten burada suç unsuru olduğu düşünülüyorsa, tapelerde ismi geçen ve benim görüştüğüm kişilerin mahkemeye çağrılması gerekirdi. Ancak iddia makamı bu kişileri çağırma cesareti göstermedi.

KİTAP İSİMLERİNİ BİLE DOĞRU AKTARAMAYAN FEZLEKE NE KADAR GÜVENİLİR OLABİLİR?

Ancak burada çok daha vahim bir durumla karşı karşıyayız. İddia makamı, Sovyetler Birliği Komünist Partisi’ne ait iki kitabı dahi yanlış şekilde örgütsel doküman gibi dosyaya koyabilmiştir.

Bu durumda şu soruyu sormak zorundayım: Kitap isimlerini bile doğru aktaramayan bir fezleke ne kadar güvenilir olabilir? Bu fezlekeye dayanan iddianame ne kadar güvenilir olabilir? Aynı kaynaklara dayanan mütalaa ne kadar güvenilir olabilir?

TAPELERDE OLMAYAN İFADELER DOSYANIN TEMEL UNSURLARI HALİNE GETİRİLDİ”

Tapelerde ne ‘Kürt’ kelimesi geçiyor, ne ‘Kürt kökenli vatandaşlar’ ifadesi geçiyor. Buna rağmen önce fezlekede, ardından iddianamede ve şimdi de mütalaada bu kavramların dosyaya eklendiğini görüyoruz.

BİR İDDİA MAKAMI VATANDAŞINA TUZAK KURAR MI?”

Aidatlarla ilgili görüşmeler de aynı şekilde yasa dışı örgüt aidatı gibi gösterilmeye çalışılıyor. Oysa bunlar tamamen yasal siyasi faaliyetler kapsamında yapılan görüşmelerdir.

Bu noktada insanın aklına şu soru geliyor: Bir iddia makamı vatandaşına tuzak kurar mı?

YDG-H İLE İLGİLİ TEK BİR İFADE YOK, AMA EYLEMLERİ ORGANİZE ETTİĞİM İDDİA EDİLİYOR”

Dosyada YDG-H ile ilgili iddialar da bulunmaktadır. Oysa tapelerde YDG-H adına tek bir ifade dahi bulunmamaktadır. Buna rağmen YDG-H’nin eylemlerini organize ettiğim, yönlendirdiğim ileri sürülmektedir.

BU DOSYA GİDEREK BİR ‘TORBA DOSYA’ NİTELİĞİNE BÜRÜNDÜ

Bu nedenle dosyanın giderek bir ‘torba dosya’ niteliğine büründüğünü düşünüyorum. Bir suçlama tutmazsa başka bir suçlama ekleniyor. Bir delil yeterli görülmezse başka bir konu dosyaya dahil ediliyor.

MAYIS 2023’TEN BU YANA HERHANGİ BİR SİYASİ PARTİ ÜYELİĞİM BULUNMUYOR”

23 Ekim 2025 tarihinde tahliye edildim. Tahliyemin ertesi günü çalıştığım televizyon kanalında yeniden görevime başladım ve bugün hâlâ gazetecilik yapıyorum.

Mayıs 2023’ten bu yana herhangi bir siyasi parti üyeliğim bulunmamaktadır.

BENİM İKİ ÖRGÜT ÜYELİĞİM VAR: DİSK BASIN-İŞ VE TÜRKİYE GAZETECİLER SENDİKASI”

Benim iki örgüt üyeliğim vardır. Bunlardan biri DİSK Basın-İş Sendikası, diğeri ise Türkiye Gazeteciler Sendikası üyeliğidir.

BENİM TEK SİLAHIM KALEMİMDİR, OBJEKTİFİMDİR, MİKROFONUMDUR”

Silahlı bir örgütün üyesi olduğum yönündeki suçlamaları kesinlikle kabul etmiyorum.

Benim tek silahım kalemimdir.

Objektifimdir.

Mikrofonumdur.

Ben gazeteciyim.

BU DAVA YALNIZCA BENİM DAVAM DEĞİL, BASIN VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ DAVASIDIR”

Bu dava yalnızca benim davam değildir. Bu dava basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü, demokratik siyaset hakkı ve anayasal haklarla ilgilidir.

“SEKİZ AY ÖZGÜRLÜĞÜMDEN MAHRUM BIRAKILDIM”

Sekiz ay özgürlüğümden mahrum bırakıldım. Evim basıldı. Ailem bu süreçten etkilendi. Çocuğum bu süreci yaşamak zorunda kaldı.

KEYFİ YORUMLARLA VE SOMUT DELİL OLMADAN İNSANLAR YARGILANMAMALIDIR”

Sonuç olarak, keyfi yorumlarla, zorlama çıkarımlarla ve somut delile dayanmayan değerlendirmelerle insanlar yargılanmamalıdır. Bir yurttaş olarak adil yargılanma hakkımın korunmasını talep ediyorum. Bu, benim en temel anayasal hakkımdır. Beraatımı talep ediyorum”

AKDENİZ’İN BERAATINA KARAR VERİLDİ

Ardından duruşmaya karar arası verildi.
Aradan sonra mahkeme heyeti, Akdeniz’in beraatına karar verdi.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Gazeteci Ercüment Akdeniz’e “örgüt üyeliği” suçlamasından beraat
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir