(İSTANBUL)- CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İBB Davası’na ilişkin “Biz bu yargılamaların sebebini biliyoruz. 31 Mart günü Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’nin birinci partisi olunca bir daha asla sandıkla seçim kazanamayacaklarını anlayanlar, emperyalist güçlerin arkasına sığınarak, siyasallaşmış yargının arkasına sığınarak, siyasallaşmış bürokrasinin, siyasallaşmış kolluğun arkasına, tahakküm altına aldıkları medyanın arkasına sığınarak muhalefetsiz, sandıksız bir Türkiye hayali kuruyorlar” dedi.
CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun da yargılandığı İBB Davası’nın 30. gününde görülen duruşma sonrasında CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, ANKA Haber Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu.
Çelik, konuşmasına şöyle başladı:
“Öncelikle tahliye edilmeyenler noktasında birkaç düşüncemi ifade edip sonra tahliye edilenlerle ilgili bazı düşüncelerimi aktarmak isterim. Şimdi bir kere hakkında iddianamede hiçbir isnat bulunmayan insanların tutukluluğuna devam kararı verildi. İkincisi hiçbir yatarı olmayan konularla suçlanan insanların tutukluluğunun devamına karar verildi. Üçüncüsü hiçbirisinin hiçbir suçu yok. Tamamen iftiranamelerle tutsak edilen yol arkadaşlarımız var. Ancak ortada bir suç olsa, ceza alsa dahi yatarını doldurmuş insanların tutukluluklarının devamına karar verildi. Böyle bir yargı düzeni olmaz. Bu insanların hiçbirisi tutuklu yargılanmamalı. Yargılamalar yapılabilir, davalar açılabilir fakat tutuksuz yargılama esastır. Bu yapılan işler hukuka aykırıdır. Dolayısıyla bütün arkadaşlarımızın bugün tahliye edilmesi gerekirdi. Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu, belediye başkanlarımız ve tüm yol arkadaşlarımız bugün bir kez daha bu davanın ne kadar siyasi bir dava olduğunu görmüş olduk tahliye edilmeyenler üzerinden.”
“İftiranameler tehditle, şantajla yazıldı”
Sanık Adem Soytekin’in tahliyesine ilişkin Çelik, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Şimdi gelelim tahliye edilenler konusuna. Öncelikle tabii tahliye edilenler için, onların aileleri için sevinçliyiz. Bir gün bile cezaevinde kalmamaları gerekirdi. Kimisi 8 ay, kimisi 9 ay, kimisi 1 yıldır, 1 yıldan fazla zamandır cezaevinde tutsak vaziyetteler. Tahliye edilmeleri tabii ki sevindirici. Şimdi iki noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum: Birincisi, sizin az önce ifade ettiğiniz Adem Soytekin konusu. Şimdi bir kere Adem Soytekin’in savunmasını öne çekerek bir savunma yapıldı. Öne çekilmesi ayrı bir garabet savunmasını yaptığında da bazı gerçeklikler ortaya çıktı. Ne ortaya çıktı mesela? Bir avukat sordu, biz ona iftiraname diyoruz, ‘Adem Soytekin’in yazdığı iftiranamenin, verdiği ifadelerin altında biz bir imza göremedik. Ben bu belgenin imzalı halini göremedim Sayın Hakim, sizin önünüzdeki evrakta imza var mı?’ dedi. Hakim sayfaları çevirdi dedi ki, ‘Bendeki belgede de imza yok’. Karekod var mı? Yok. Barkot var mı? Yok. Bir iftiraname yazılmış altında imza yok. Nasıl yazıldı bu iftiranameler? Tehditle, şantajla, ailesiyle, mal varlığıyla, çocuklarıyla tehdit edilerek yazıldı. Altında imza bile yok. İkincisi, yargılamalar devam ederken savcılık makamı Adem Soytekin’e ne dedi? Dedi ki, ‘Bir örgütten bahsetmiştiniz bunu biraz açar mısınız, nedir bu örgüt meselesi?’. Soytekin dedi ki, ‘Ben hiç örgüt demedim. Ben örgüt bilmem. Herhangi bir örgüte de üye değilim. Benim önüme bir şablon koyuldu. Şablonun üzerinden ben bunları gördüm’ dedi. Dolayısıyla hayalperest olur bir örgüt ifadesi kullanmak gibi bir meseleyi ortaya koydu ve bugün iftiranameleri yazmış bir kişi serbest, 16 milyon İstanbullunun belediye başkanı tutsak, belediye başkanlarımız tutsak, İBB’nin onurlu bürokratları, ilçe belediye başkanları tutsak”
“Seçim kazanamayacaklarını anlayanlar sandıksız bir Türkiye hayali kuruyorlar”
Çelik, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in tutukluluğuna ilişkin ise şunları kaydetti:
“Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney haksız hukuksuz bir biçimde gözaltına alınıp tutuklandı. Sırf Beyoğlu Belediyesi’ne çökmek için İnan Güney’i tutukladılar. Meclis seçiminde sayılar birbirine yakın diye operasyonu gerçekleştirdiler. İnan Güney’le beraber beş kişiyi tutukladılar. Onların iki tanesini hiçbir açıklama yapmadan, hiçbir söz söylemeden 5-6 ay sonra bir gece yarısı serbest bıraktılar şoförlerini. Bugün Beyoğlu Belediyesi’nden iki kişi daha serbest bıraktılar. O iki kişinin bir gün bile cezaevinde kalmaması gerekirdi. Ancak şöyle bir ayrıntı var, henüz savunmasını yapmamış kişiler. Henüz savunma yapmamış, savunma sırası gelmemiş kişiler. Şimdi bir gün bile cezaevinde yatmamaları gerekirdi. Burada şunu soruyorum, Beyoğlu Belediye Başkanı’nın özel kalemi ve akrabası neden 9 aydır cezaevinde tutsak edildi? Çocuğundan niye uzak kaldı bu insanlar? Ailelerinden niye uzak kaldı? İşinden, gücünden, ekmeğinden, aşından niye uzak bırakıldı? Böyle bir yargı düzeni olur mu? Böyle bir yargılama düzeni olur mu? İnsanlar gözü yaşlı yollarda buraya her gün geliyorlar kararlar açıklanıyor. Gözü yaşlı evlerine giden insanlar var. Yarın ‘pardon’ deyip bu insanları serbest bıraktığınızda bu insanların vebalini kim ödeyecek? Dolayısıyla böyle bir yargılama düzeni olmaz. Biz bu yargılamaların sebebini biliyoruz. 31 Mart günü Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’nin birinci partisi olunca bir daha asla sandıkla seçim kazanamayacaklarını anlayanlar, emperyalist güçlerin arkasına sığınarak, siyasallaşmış yargının arkasına sığınarak, siyasallaşmış bürokrasinin, siyasallaşmış kolluğun arkasına, tahakküm altına aldıkları medyanın arkasına sığınarak muhalefetsiz, sandıksız bir Türkiye hayali kuruyorlar. Asla buna izin vermeyeceğiz. Bu millet buna izin vermez. Milletimizle beraber güçlü ve kararlı bir mücadeleyi sergileyeceğiz. Bu karanlık anlayışı bu topraklardan söküp atacağız.”
“Bütün arkadaşların tutuksuz yargılanması gerekir”
Tutuklu sanık Iraz Bayrak’ın savunmasına ilişkin ise Çelik, şöyle konuştu:
“Bu duruşma salonlarındaki en güzel savunmalardan bir tanesini yaptı Iraz Bayrak. Her şeyi teker teker anlattı. Neyle suçlandı? 2021’de işe girdim dedi. İBB’de beni 2019’da kurulmuş aplikasyonla, bir dijital programla suçluyorlar dedi. Hiçbir suçu olmadan Iraz Bayrak burada tutsak ediliyor. Niye yapıyorlar biliyor musunuz? Sembolleşmiş isimleri biraz daha tutalım. İBB bürokratları var, belediye başkanları var, cumhurbaşkan adayımız var. Rakamlar üzerinden bir hesap yapıyorlar. Geçen sefer 18 kişi, bu sefer 15 kişi. Tamamen siyasi kararlarla, tamamen talimatlı birtakım kararlarla bu işleri yapıyorlar. Bu insanlara bunlar yaşatılmaz. Iraz’a bu yaşatılmaz. Onun babası buradaydı az önce. Bu insanlara bu yaşatılmaz, bu vicdansızlıktır. Bu vicdansızlığın hesabını bu millet günü geldiğinde sandıkta sorar. Ama bu dünyada millet bu işin hesabını sorar, öbür dünyada da bu işin vebalini hiç kimse ödeyemez. Dolayısıyla bu uygulamaların bir an önce sona ermesi gerekir. Bütün arkadaşların tutuksuz yargılanması gerekir. Duruşmalar TRT’den canlı yayınlanması gerekir ve bu meselelerin hepsi toplumun vicdan mahkemesinde, vicdan mahkemesi sandık günüdür, günü geldiğinde o hesap bu milletin vicdan mahkemelerinde görülecektir.”




