(İZMİR) – İzmir Barosu, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında yaptığı basın açıklamasında, çocuk haklarına dikkat çekerek, mevcut politikaların gözden geçirilmesi ve bilimsel, kapsayıcı uygulamaların hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla İzmir Barosu tarafından baro binası önünde çocuk haklarına ilişkin basın açıklaması yapıldı.
Baro adına açıklamayı yapan Avukat Yekta Yavuz Ekici, çocukların güvenli, sağlıklı ve eşit koşullarda büyümesinin ancak somut adımlarla mümkün olabileceğini vurguladı.
Ekici, çocukların hak ettiği refah ortamında büyüyebilmesi için yalnızca temennilerin yeterli olmadığını belirterek, son dönemde yaşanan olayların eğitim, sosyal hizmetler ve çocuk hakları alanındaki yapısal sorunları gözler önüne serdiğini ifade etti.
Sorunların çözümü için kaynakların etkin kullanımı, veri üretme ve izleme politikalarının geliştirilmesi ile kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi gerektiğini söyleyen Ekici, çocuk haklarının korunmasının yalnızca belirli günlerde yapılan açıklamalarla sınırlı kalmaması gerektiğini dile getirdi.
Ekici, din, dil, ırk, cinsiyet ve engellilik farkı gözetilmeksizin tüm çocukların haklarına erişiminin sağlanmasının önemine dikkati çekerek, bu kapsamda bilimsel veriye dayalı, kapsayıcı çocuk politikalarının geliştirilmesinin tüm kurumların ortak sorumluluğu olduğunu belirtti.
Bilimsel, akılcı ve laik eğitim anlayışının güçlendirilmesi, çocukların eleştirel düşünme becerilerini geliştirmesi, farklılıklara saygı duyan bireyler olarak yetişmesinin, demokratik toplum düzeninin sürdürülebilirliği açısından hayati önem taşıdığını ifade eden Ekici, şöyle devam etti:
“Eğitim sisteminin evrensel bilim ilkeleri doğrultusunda, çağdaş pedagojik yaklaşımlar temelinde ve fırsat eşitliğini gözeten bir anlayışla geliştirilmesi gerekliliği göz ardı edilmemelidir. Bu çerçevede, çocukların üstün yararını esas almayan, eğitim hakkını zedeleyen ve çocukların gelişimsel ihtiyaçlarıyla bağdaşmayan uygulamalardan vazgeçilmesi gerektiği açıktır. Özellikle çocukların erken yaşta iş gücü piyasasına yönlendirilmesine yol açabilen Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) uygulamaları ile eğitim ortamlarının pedagojik ve bilimsel niteliğini zayıflatma ve çeşitliliği ortadan kaldırma riski taşıyan ÇEDES benzeri uygulamalardan vazgeçilmesi, çocukların güvenli, nitelikli ve eşitlikçi bir eğitim ortamına erişimini güvence altına alacak politikaların acilen hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Ancak ne yazık ki önleyici politikaların yetersizliği ve denetimsizlik sonucunda çocukların yaşam haklarının ellerinden alındığını, çocuk temelli hakların yetişkinlerin yararına gölgelendiğini ve kurumların Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ile Çocuk Koruma Kanunu kapsamında uygulanması gereken politikaları yalnızca kağıt üzerinde kalan birer formalite olarak değerlendirdiğine dair örnekleri kaygıyla izlemekteyiz. Son yaşananlar, eğitim ortamlarının ve çocuk yaşam alanlarının güvenlik bakımından güçlendirilmesi gerektiğini de açıkça göstermektedir. Engelli çocuklar açısından ise tablo daha da ağırlaşmaktadır. Engelli çocukların eğitime, sağlığa, sosyal hizmetlere ve adalete eşit erişimi halen sağlanamamıştır.
“Çocukların sahibi olduğu tüm haklarıyla beraber büyümesi devletin en temel sorumluluklarından biridir”
Kapsayıcı eğitim uygulamalarının yetersizliği, erken müdahale hizmetlerine erişimdeki sınırlılıklar, destek hizmetlerin süreklilik göstermemesi ve kamusal alanların erişilebilir olmaması, engelli çocukların toplumsal yaşama tam ve etkin katılımını engellemektedir. Engelli çocuklar çoğu zaman görünmez kılınmakta; maruz kaldıkları ihmal, istismar ve hak ihlalleri yeterince kayıt altına alınmamakta ve izlenememektedir. Bu nedenle engelli çocukların üstün yararını gözeten, veri temelli, erişilebilir ve kapsayıcı politikaların ivedilikle hayata geçirilmesi bir tercih değil, hukuki ve toplumsal bir zorunluluktur. Çocukların her türlü riskten uzak, sağlıklı ve sahibi olduğu tüm haklarıyla beraber büyümesi devletin en temel sorumluluklarından biridir. Olaylar sonrasında önlem almak değerlidir, ancak yeterli değildir. Çocuk haklarını yalnızca sonuçlar üzerinden tartışmak, bugüne kadar çözüm olmadığı gibi bundan sonra da çözüm olmayacaktır.
Son dönemde yaşanan olayların ardından, bilimsel dayanağı bulunmayan biçimde otizm, DEHB, dijital oyunlar veya akran zorbalığı gibi kavramların genelleyici ve dışlayıcı söylemlerle ‘neden’ olarak gösterilmesi, kaynaştırma öğrencileri başta olmak üzere, çocukların hedef hâline getirilmesine yol açmakta ve asıl sorumluları görünmez kılmaktadır. İzmir Barosu olarak; çocuklar için öngörülen koruyucu ve destekleyici tedbirlerin, istisnasız korunmaya ihtiyaç duyan her çocuk için uygulanmasının; sorunların henüz ortaya çıkmadan çözülmesinin temel unsuru olduğunu bir kez daha hatırlatarak, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara emanet ettiği bu anlamlı mirasın ışığında 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızı kutlarız.”




