(İSTANBUL) – CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, Silivri’deki İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) ve Aziz İhsan Aktaş davalarına ilişkin “İdare mahkemesinin suç olarak kabul etmediği bir hususu ceza davası konusu yapmak tamamen bir siyasi manipülasyon olarak burada görüyoruz. Burada bugüne kadar bahsedilen, suçlandığı konularla ilgili Elçin Karaoğlu 10 saatten beri ifade veriyor. Kronolojik yapı ruhsatlarına göre hepsini anlattı. Şimdi burada bilerek ve isteyerek iddianame tüm manipülasyonlara açık bir şekilde düzenlenmiş. Eğer hukuk kırıntısı varsa arkadaşlarımızın bir an önce tahliye olması gerekmektedir” dedi.
Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nde İBB ve Aziz İhsan Aktaş davaları görülmeye devam ediyor. Duruşmaları izleyen CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, ANKA Haber Ajansı’na konuştu. Tanal, şunları söyledi:
“700 küsur yılla yargılanan bir kişinin banka hesapları üzerindeki tedbirlerin kaldırılması, diğer tarafta da Merdan Yanardağ’ın Tele1’i daha duruşma yapılmadan satılması. Burada dürüst yargılama ilkesinin olması lazım. 700 yılla yargılanan birisi tutuksuz yargılanacak. Sürekli bir korunma altında ve aynı zamanda korunma derken öyle gelişi güzel bir korumadan bahsetmiyorum. Ben bir milletvekiliyim. Burası bir adliye binası. Bizim giremeyeceğimiz yerlere 700 küsur yılla yargılanan kişi, bu adliyenin istediği yerine girip çıkabiliyor. Biz araçlarımızı işte bu alanlara park edemezken, belirli alanlara park ederken o burada adliyenin kapalı veya en gizli yerlerine aracını park edebiliyor, özel korumasıyla gelebiliyor. Düşünün, kişi 700 küsur yılla yargılanacak, devlet özel koruma verecek. Niçin özel koruma veriyor, beyefendiyi koruma adına. Bir sefer suç işlenmiş olan bir kişiye koruma veriyorsunuz; bunu kim tehdit ediyor ki? Kimsenin tehdit ettiği de yok. Bu sürekli bir güç olarak da aynı zamanda kullanılabiliyor. Yani siz 700 küsur yılla yargılanan birisini tutuksuz yargılayacaksınız; 3 yılla veya 5 yılla ya da artık bir yıldan beri tutuklu olup da yatarı kalmamış olan insanları cezaevinde tutmanız, bu bir çifte standarttır.
“Türkiye’de ikili hukuk yoktur”
Türkiye 81 il ve 973 ilçeden ibarettir. Türkiye’de ikili hukuk yoktur. Tekli bir hukuk sistemi vardır. Türk yargısı ve 86 milyon insanımız yargıya olan güveni kaybetmiş durumda. Vatandaşımız böyle çifte standart bir yargıyı kabul etmiyor. Gelelim İBB duruşması ile ilgili izlenimimize. Bugün yaşanan hadiselere baktığımızda Elçin Karaoğlu, Boğaziçi İmar Müdürü ve burada 10 saatten beri savunma yapmakta. Burada kendisiyle ilgili toplam 13 ayrı eylemden şikâyetçi olunmuş ve bununla ilgili iddianame düzenlenmiş. Kendisiyle ilgili düzenlenen ‘eylemler’ dediklerinin tamamı Boğaziçi İmar Müdürlüğü’nün gerçekleştirdiği tüm iş ve işlemler, ilgili kişiler tarafından yargı denetimine taşınmış. İdari yargıda davalar açılmış ve idari yargıda açılan bu davaların tamamı da hukuka uygun bulunmuştur. Yani şunu söylemiştir. Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu’nun orada yaptığı işlemlerle ilgili, şu anda onun aleyhine ifade veren, müşteki olan, şikâyetçi olan kişiler tarafından davalar açılmış; idare mahkemesi davaları reddetmiş ve müşteki sıfatıyla ileri sürülen iddiaların tamamı yargı kararıyla, yani idare mahkemesinin kararlarıyla çürütülmüştür.
“Yapıların tamamı AKP döneminde yapılmış”
Bu durumda aynı konuların yeniden suçlama konusu yapılması, yargı kararlarının yok sayılması, hukuka uygunluğu tescil edilmiş işlemler üzerinden algı oluşturulması hukuk devletiyle bağdaşmaz. Çünkü idare mahkemesi diyecek ki ‘Boğaziçi İmar İşleri Müdürü’nün yaptığı işlemler hukuka aykırı’ diyecek. Burada da ceza mahkemesi, ‘Yok efendim, sen bunu yaptın, hukuka aykırı’ diyecek. Hukuk, çifte standardı kabul etmez. Yargı kararları ortadayken aynı iddiaları tekrar etmek hukuki değil, tamamen bu siyasi bir manipülasyondur. Burada bir de suçlandığı diğer eylemlerden bazıları ise şu deniliyor, ‘Siz yapılara göz yummuşsunuz’. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ancak bu yapılarla ilgili iki yıl sonradan karar alırken İBB, çok hızlı bir şekilde, seri bir şekilde karar alıyor ve o kararların tamamının da hukuka uygunluğu tespit ediliyor. Otel inşaatı ile ilgili dedikleri yerle alakalı olarak bu Sarıyer bölgesinde bulunuyor. Burada bu yapıların tamamı AKP belediye başkanlığı döneminde yapılmış ve bunlar kararlarla da tescil edilmiş. Bunların hiçbirisi Ekrem İmamoğlu’nun başkan olduğu dönemde yapılmamış. Ekrem İmamoğlu’nun döneminde yapılması istenilen iş istinat duvarıdır.
“İddianamenin bu kısmı çöktü”
Bu istinat duvarıyla ilgili işlem yapmadıkları için ve bunun iptali için ilgili yerlere İBB ve Boğaziçi İmar Müdürlüğü müracaat ettiği için haklarında suç duyurusunda bulunulmuş ve aslında davanın özü bu. Onunla ilgili idare mahkemesine dava açılıyor. İdare mahkemesi diyor ki, ‘Belediyenin yaptığı işlemler hukuka uygundur’. Yani idare mahkemesinin suç olarak kabul etmediği bir hususu ceza davası konusu yapmak tamamen bir siyasi manipülasyon olarak burada görüyoruz. Burada bugüne kadar bahsedilen, suçlandığı konularla ilgili Elçin Bey aşağı yukarı 10 saatten beri ifade veriyor. Kronolojik yapı ruhsatlarına göre hepsini anlattı. Şimdi burada bilerek ve isteyerek iddianame tüm manipülasyonlara açık bir şekilde düzenlenmiş. Eğer hukuk kırıntısı varsa arkadaşlarımızın bir an önce tahliye olması gerekmektedir. Yani bize burada tutuklamayı gerektiren bir hususun olmadığını gösterdi. Boğaziçi İmar Müdürlüğü ile ilgili anlatılanlar bugün çökmüş durumda. Yani iddianamenin bu kısmı çökmüş durumda.”




